TELVİN SANAT TİYATROSU HER YERDE
Bartın – İnkumu'nda düzenlenen Uluslararası Tiyatrolar Buluşması ve Urla Toprak Sahne Tiyatro Festivaline katılarak Sinop'un adını sanat camiasına duyurmaya devam eden ekip Ankara Tiyatro Festivali ve Çeşme Tiyatro Festivali için gün saymaya başladı.
Bartın – İnkumu’nda düzenlenen Uluslararası Tiyatrolar Buluşması ve Urla Toprak Sahne Tiyatro Festivaline katılarak Sinop’un adını sanat camiasına duyurmaya devam eden ekip Ankara Tiyatro Festivali ve Çeşme Tiyatro Festivali için gün saymaya başladı.
29 farklı tiyatro grubunun, sokak sanatçıları, dansçılar, akademisyen, yazarların ve bibirinden değerli oyuncuların bir araya geldiği festivalde Sinop’u temsilen Telvin Sanat Evi Genel Sanat Yönetmeni aynı zamanda Türkiye Tiyatrolar Birliği Karadeniz Temsilcisi Gülbahar KARADUMAN -Yönetmen Bahadır Bulut BENLİ – Oyuncu; Ayfer KESERCİ- Büşra ALTINBİLEZİK- Erim ÜNSAL- Doğancan ÖZKAYA –Mehmet Can ERK -Ceren AYDINER-Cemre AYDINER-İlayda GÖKTEPE ve ateşbaz; Oğulcan ÖZGENÇ ile Sinop gurur duydu.
Festival esnasında birbirinden profesyonel eğitmenlerden tango – oyunculuk- doğaçlama ve yazarlık eğitimi alan grup kendini geliştirerek festivalden geri döndü. Sergilediği ‘’ LAZ CAFER ‘’ oyunu ve ‘’ATEŞBAZ ‘’ gösteresi ile büyük beğeni alan grup devamı gelecek olan festivaller için davet aldı.
2014 – 2015 Sezonu açılırken Sinop’ta Tiyatrocu olmak…
Aslında Sinop’ta tiyatro yapmak biraz donkişot hikayesi gibidir, sineması bile olmayan bir şehirde, tek salon olan Halk eğitim merkezi salonunu kiralama uğraşıdır, oyuncularınızın önce ailesine Tiyatroyu anlatmak sevdirmektir, full oynadığınız oyundan sonra masraflardan ötürü, cebinizde evinize gidecek meblanın dahi olmamasıdır, saatlerce aylarca provasını aldığın oyunu sadece iki kere sahnelemektir, il kültür müdürünün kültür müdürlüğü tiyatro salonunu yaklaşık üç senedir depo olarak kullanmasıdır…
Sevdiklerine ben gelemem benim provam var dediğinde “yinemi “diye sitem almaktır, bilmezler çünkü biz prova alıyorken, nice insanın, bu ufak hayalet şehirde umutlarını kamçılarız, yorgunluktan konuşacak halinin kalmamasıdır, şehre yeni bir sahne yapılıyorken, tek bir koltuğunun bile daha iyi yapılabilmesi için yüreğimizi ortaya koymamız ve burnumuzu sokmamamız konusunda uyarılmamızdır, 1923’ten bu yana yapılamayan Kültür merkezinin yapılması gerektiğini söylediğinde, eleştirdiğinde Tu-kaka olmaktır, yaşamak için bilet satman gerektiğinde, zaman zaman dolandırıcı muamelesi görmektir, yolda çevirip oyun “komiklimi çok güzel hareketler bunlar gibi mi ?” dendiğinde karşındaki arkadaşını kırmamak için kırk takla atmaktır, iki kere oynayabildiğin oyuna kapalı gişe oynarken, davetiye isterim diyen otuza yakın arkadaşını kıramamaktır, tiyatro mu? yoksa ben mi? diyen kız yada erkek arkadaşına TİYATRO demektir, neden Sinop? yani istanbulda bu işi yapsanıza diyenlere, buralarda da birilerinin bu işi yapması gerektiğini hatırlatmaktır, memleketine olan sevgidir, kimi zaman tüm olumsuzluklardan şikayet etmeye yüreğinin elvermemesidir, bir tane öğrencin yalı kahvesinde boş oturup çay içmek yerine, bir kitap okuduğunda mutlu olmaktır, Gülbahar KARADUMAN hocam’la kafa kafaya verip, tüm imkansızlıklar içinde yeri geldiğin de Tiyatro için otogar tuvaletinde, takım elbise ve abiye giyme uğraşıdır…
Günün birinde bir arkadaşım bir oyun öncesi herkese sırayla sordu, yirmibinlira paran olsa, ne yaparsın? Herkes sıradan cevap veriyor, kimi arabasını yeniliyor, kimi tatile çıkıyor, kimi alışveriş. Kimi de gerekli gereksiz ne varsa sıralıyor, sıra bana geldiğin de ; “o paraya harika dekor yaparım bir de ışık ve ses sistemi alırım” dediğimi ve herkesin hep bir ağızdan güldüğünü anımsıyorum, böyle bir şey işte…
Kısaca zoru sevmektir Sinop’ta tiyatro yapmak anlayanına minnettar, soytarı diyenine saygıda kusur etmemektir…