AKBAŞ: KATLEDİLEN YEŞİL ALAN VE ÇEVRE
Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Sinop Milletvekili Aday Adayı Salim Akbaş’la Akp’nin 13 yıllık yönetimini, Sinop’u, Gezi’yi, Nükleer Enerjiyi ve hak temelli birçok meseleyi konuştuk.
20 Mart 2015 - 17:28
Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Sinop Milletvekili Aday Adayı Salim Akbaş’la Akp’nin 13 yıllık yönetimini, Sinop’u, Gezi’yi, Nükleer Enerjiyi ve hak temelli birçok meseleyi konuştuk.
“Saraylar saltanatlar çöker
kan susar bir gün zulüm biter.
menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler...
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
Diyor Şair Adnan Yücel. İşte böyle direnmek gerek diyerek ekliyor, Salim Akbaş. Cumhuriyet Halk Partisi Sinop Milletvekili Adayı Salim Akbaş ezber bozan bir CHP’li. Gezi Parkı Direnişi’nden tutunda, kadın cinayetleri, alışveriş merkezleri için katledilen yeşil alanlardan, özelleştirmelerden, Sinop ve Mersin halkına dayatılarak yapılmak istenilen Nükleer Enerji hakkında konuşabilecek kadar geniş yelpazeli bir aday adayı. Bizde Salim Akbaş ile başta Sinop olmak üzere genel olarak Türkiye’nin genel durumunu ve milletvekilliği aday adaylığı üzerine konuştuk.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kimdir bu Salim Akbaş?
S.A:1965 yılında Amasya’nın Taşova İlçesinde doğdum. İlk, Orta, Lise eğitimimi Samsunda tamamladıktan sonra 1982 yılında girdiğim İstanbul Teknik Üniversitesi Sakarya Mühendislik Fakültesi İnşaat mühendisliği bölümünden 1986 yılında mezun oldum. Mezuniyetimden sonra özel sektörde proje mühendisi olarak çalıştım. Kısa dönem askerlikten sonra Şantiye şefi olarak sırası ile Telefon yer altı inşaat, Kınalı Sakarya Otoyol İnşaatı ve Boyabat SSK Hastane inşaatlarında 1993 yılına kadar çalıştım. 1993 yılında Sinop ta kendime ait proje bürosu açarak işimi geliştirdim. Daha sonra Şirketleşme süreci ile birlikte 1996 yılında ortak olarak Panel Tasarım Mimarlık Mühendislik Müşavirlik Şirketini kurdum. Faaliyetine devam eden bu şirketin % 50 hissesi ile halen ortağıyım. 1992 yılında Boyabat’ta çalışırken Mimar Zeynep Gültekin (Akbaş) ile evlendim. Üniversitede Tıp Fakültesi Eğitimi alan kızım Selin ve Üniversiteye girmeye hazırlanan Lise son sınıf öğrencisi oğlum Berkay olmak üzere 2 çocuk sahibiyim.1994 yılında Sosyal Demokrat Halkçı partiye kaydolarak sahip olduğum siyasi düşünceye parti üyesi olarak hizmet etmeye başladım. SHP ile CHP’nin birleşmesinden sonra CHP Üyesi oldum. 1999 yılında yapılan yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinden Sinop Belediye Meclis üyesi seçildim. 1999 yılından bu güne değin sırası ile Merkez İlçe başkan yardımcılığı, İl yönetim kurulu üyeliği ve İl Sekreterliği, Merkez İlçe Başkanlığı, Kurultay Delegeliği İl Disiplin kurulu üyeliği görevinde bulundum. Meslek hayatımın büyük bir bölümünde İnşaat Mühendisleri odası Sinop İl Temsilciliğinin yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığını yaptım. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sinop İl Temsilciliği görevinde bulundum. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası üst kurul delegeliğini 4 dönemdir yapmaktayım.
“Mutlu insanların şehri” sözleri ile avunan şehir
Sinop CHP’den Milletvekili Aday Adayısınız. Peki, sizce Sinop şuan ne durumda? Sinop’un gelişmesi, için neler yapılabilir? Siz bu bağlam da neler düşünüyorsunuz?
Sinop kent vizyonuna Eğitim-Kültür ve Turizm kelimelerini eklemiş, ama kelimeden öte gitmemiştir. Özellikle Sinop Üniversitesi hem yönetim anlayışı olarak desteklenmeli, hem de daha bilimsel çalışmalarla Güçlü bir üniversite markası yaratılmalıdır. Su ürünleri fakültesi başta olmak üzere bölge ticareti ve üretimi ile uyumlu ve koordineli hale getirilmelidir. Deniz ürünleri üretim ve işleme tesisleri üniversite tarafından desteklenerek hem istihdama yönelik artı değer yaratmalı hem de Sinop halkının üniversite ile bağı güçlendirilmelidir. Üniversite gençliğine sağlanacak barınma ve sosyal imkânlarla tercih edilen şehir haline getirilmeli, İlçelere serpiştirilmiş MYO lar ve fakülteler ile adından daha çok bahsedilen Sinop Üniversitesi yaratılmalıdır. Turizm sadece Sinop İl Kültür Turizm müdürlüğünün planlaması ile gelişemez. Yine ilin tamamını kapsayacak şekilde planlanmalı. Gelecek dönem turizm planlaması kısa-orta ve uzun vadede yapılmalı. Deniz turizmi, doğa turizmi, özellikle doğa yürüyüşü şeklinde 3-4 günlük programlarla ilçeleri birbirine bağlayan turizm hareketliliği yaratılmalıdır. Erfelek şelaleri, Boyabat Bazalt Kayalıkları, Akgöl-İnaltı mağarası, Akliman-Hamsilos doğal alanlarının tanıtımı ulusal ve uluslararası düzeyde yapılmalıdır. İşsizliğin sürekli arttığı ve bununla beraber göçün hızlı olduğu, istihdam alanlarının azaldığı ama “mutlu insanların şehri” sözleri ile avunan şehir. Devlet tarafından istihdama yönelik işyeri açılmamıştır. Açılmasını da beklemek hayalcilik olur. Ancak Sinop’ta istihdam özel sektörün yatırımlarının daha fazla teşvikten yararlandırılması ile olabilir. Sinop Merkez OSB 1991 de kurulmuş %50 doluluğu geçememiş,1300-1400 kişinin istihdam edildiği bir OSB’dir. Boyabat OSB planlanması 1998 yılında yapılmış henüz altyapısı tamamlanmamış, hiçbir yatırımcı tarafından faaliyete başlanmamıştır. Sinop ve Boyabat OSB lerin mevcut teşviklerinde farklı olarak daha cazip hale gelecek ek desteklere ihtiyaç vardır. OSB lerde kurulacak tesislerin aynı zamanda Sinop’ta üretilen endüstriyel bitkilerin ve hayvansal ürünlerin üretimini arttıracak türden olmalı. İlçeler arası tarımsal ve endüstriyel ürünlerin üretim ve işlenmesinde koordinasyon sağlanmalıdır.
Engelsiz kent gibi bir söyleminiz var. Bunu biraz açar mısınız?
S.A:Sinop Merkez başta olmak üzere tüm ilçelerin şehirleşmeleri ve imar uygulamaları Engelli vatandaşların yaşamlarını kolaylaştırıcı nitelikte olmalıdır. Yasalarda tarif edilen yaşamı kolaylaştırıcı rampalar, asansörler, toplu taşım araçlarındaki ve kamu binalarındaki sorunlar giderilmelidir. Hem ilimizde hem de ülkemizin tamamında engellilerin istihdamının arttırılmasına yönelik uygulamalar yapılmalı, engellilerin yaşamın içinde aktif bir birey olarak varlıklarını sürdürmeleri sağlanmalıdır.
‘Sinop Hiç Kimsenin Nükleer Çöplüğü Değildir’
Sizin çevre konusunda ki hassaslığınız ile tanıyoruz. Sinop’ta kurulması planlanan Nükleer Santral Hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sadece insanların yaşadığı bir çevre varmış gibi davranmak yaşamın gerçeklerini görmemek demektir. Doğaya ve çevreye saygılı, hayvanlarında yaşam alanlarının bizimle aynı olduğu bilinci ile hareket etmeliyiz. Bütün hayvanlar yaşamda var olma hakkına sahiptirler. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Hayvanları koruma ve savunma kuralları hükümet düzeyinde temsil olunmalı, hayvan haklarının da insan hakları gibi yasayla korunduğu unutulmamalıdır. Türk Halkının yüzde 64'ü nükleer istemiyor. Türk Halkının yüzde 82'si bir nükleer santralin yakınında yaşamak istemiyor, Sinop Halkının yüzde 76'sı nükleere karşı. Nükleer santralin ömrü yaklaşık 40 yıl olmasına rağmen, çevreye ve insan sağlığına verdiği zararlı etkiler yaklaşık 250 -300 yıl devam ediyor. Nükleer santraller, belli bir kesime rant sağlanması için planlanıyor. Santralleri kurması planlanan şirketler, yatırım masraflarını elektrik satışından kazanacaklarından, kârını artırmak için yeterli güvenlik önlemlerini almayacaklar. Ne Sinop’ta, ne Mersin’de Nükleer santral istemiyoruz. Tüm bunların yanında halk yardakçılığı olsun diye Sinop Üniversitesinde açılması planlanan Nükleer Enerji Mühendisliği ve Nükleer Teknoloji konusunda bir yüksekokulda istemiyoruz.
13 yıllık bir Akp yönetimi var. Genel olarak Akp’nin Türkiye’yi yönetme politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yandaş havuz medyası marifetiyle ekonominin iyi olduğu yalanı topluma benimsetilirken, neden dört beş çuval kömür yardımına muhtaç bırakıldığını düşünmeyen sorgulamayan toplum yarattılar. İnsanların emekleri karşılığında yaşamlarını kazanmalarını sağlanmak yerine, gıda kömür para yardımlarıyla oy kazanmaya çalıştılar. Kutsal dinimiz İslam’ı, siyasete en adi biçimde alet etmekten çekinmeyen, inanmış insanları dinî söylemlerle manen ve ekonomik bakımdan istismar etmekte bir mahsur görmeyen AKP dindar değil kindar nesil yetiştiriyor. Özelleştirme ile 80 yılda elde edilen Cumhuriyet eserlerini 10 yılda sattılar. IMF’e Borç kapandı denmesine rağmen dış borcumuz 2002 yılında 130 Milyar Dolarken 2014 yılı sonunda 400 Milyar dolar oldu. Milli olan Eğitim sistemi bakanların günü birlik düşüncelerine göre eğitim sistemi yap-boz haline getirilmiş, Karma eğitime son verilmesi gibi gerici bir anlayış ile, Osmanlıcanın zorunlu ders olarak okutulması önerilerek eğitimin gerçek sorunlarının konuşulması unutturulmuştur. 2014 itibariyle ataması yapılmayan öğretmenlerin 300 bini aştığı ve Türkiye`nin kısa bir zaman içinde mevcut işsizler ordusunun yanı sıra, ikinci bir işsiz öğretmenler ordusu yarattığı aşikârdır. AKP hükümetleri döneminde yaklaşık 14 bin kişinin iş cinayetlerine kurban gittiği belirtiliyor. Cumhuriyet tarihinin en yoğun işçi ölümleri AKP iktidarı döneminde yaşanmıştır. Emekçileri yaşamları pahasına çalışmaya zorlayan taşeronlaşma ve esnek çalışma yasalarının mimarı AKP hükümetidir. AKP iktidarlarında Sanatın içine tüküren zihniyet gelişti, yöntem değiştirdi. 60-70 yıl önce yazılan oyunların replikleri ahlaki yönden tartışılır hale gelindi. Çocuk kitapları içindeki kendilerince sakıncalı bölümler ve oyunlardaki replikler çıkarıldı. Uluslararası alanda başarılı sanatçılarımız kendilerine muhalif diye sanatçı SAY’ılmadı. Toplumu ayrıştırdılar, evde tutulan %50 ile dışarıda GEZİ’nen %50 yi birbirine düşman ettiler. İnanan inanmayan, AKP’li veya değil diye insanlar yaftalandı. Kadın cinayetleri sayısı son 7 yılda %1400 artmıştır. Namus cinayeti diye adlandırılan cinayetler, kadına yönelik şiddetin en zalim boyutudur ve temel insan hakkı olan yaşam hakkının ihlalidir. 12 yıllık iktidarı boyunca kadınlarla ilgili tüm açıklamalarında cinsiyetçi bir dil kullanan AKP hükümeti "Kadın iffetli olacak, herkesin içinde kahkaha atmayacak" “Makyaj yapan kadının kaportası bozuktur” “Tecavüze uğrayan doğursun gerekirse devlet bakar” gibi sözlerle kadına nasıl baktıklarını açıkça ortaya koymuşlardır. Kadınlara sürekli "evlenin" ve "3 çocuk doğurun" çağrısında bulunan Erdoğan'ın hükümeti AKP kadını sadece çocuk doğuran canlı olarak gördüğü açıktır. Parası olan için Askerlik yan gelip yatma yeri olmaktan çıkarıldı, ama İçişleri Bakanlığı yolsuzluk yapanların Önüne Yatma yeri oldu. Yolsuzlukların çarşaf çarşaf anlatıldığı tüm tapelere rağmen parmak hesabı ile aklanan bakanlarımız oldu Rantından nemalanılmayan hiçbir yatırım yapılmadı. Her türlü inşaat yatırımı AKP yolsuzluğunun ve hırsızlığının kaynağı oldu. TOKİ eliyle yandaş müteahhitleri zengin etmeye, zengin müteahhitlerde ulu orta millete küfür etmeye başladılar. AVM’ler için katledilen yeşil alanlar ve çevre, yok edilen doğal alanlar, rant uğruna tahrip edilen doğa AKP’nin 13 yıllık çevre anlayışını gözler önüne sermektedir. Enerji alanında rantı ile iştah kabartan Termik santraller, derelerin kurumalarına sebep olan plansız mikro HES’ler tüm halk direnişine rağmen AKP tarafından desteklenmekte, düzmece ÇED raporları ve değiştirilen yasa ve yönetmeliklerle halkın aklı ile dalga geçilmektedir. Çok temiz ve dönemin başbakanı tarafından tüp gaz ile mukayese edilerek emniyetli olduğu iddia edilen Nükleer santraller sadece günümüzü değil gelecek yıllarımızı, hatta yüzyıllarımızı tehdit etmektedir. Ancak AKP hükümeti tüm direniş ve halk muhalefetine rağmen Mersin Akkuyu ve Sinop Nükleer santralini yapacağını söylemektedir.
‘Biz de Yaptırmayacağız Direneceğiz diye haykırıyoruz’
Kısaca neden aday olduğunuzu açıklar mısınız?
Yavaş yavaş kaynatılan suya atılmış kurbağalar gibiyiz. Çoğumuz hala haşlandığımızın farkında değil. Geride kalan 13 yıllık icraat, AKP hükümetine aittir, ama bu icraatla artık yeni bir “rejim” inşa ediliyor. Farkında mıyız, artık o rejimle idare ediliyoruz. Bizi yönetmeye çalışan karanlıklar rejimine geçit vermemek için, Çağdaş Türkiye’nin ilelebet kalması için, Atatürk ilke ve devrimlerinden beslenen Cumhuriyet Yönetiminden yoksun kalmamak için kendimi sorumlu hissederek Cumhuriyet Halk Partisinden Aday adayı oldum.
Haber; Doğuş Gazetesi

“Saraylar saltanatlar çöker
kan susar bir gün zulüm biter.
menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler...
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
Diyor Şair Adnan Yücel. İşte böyle direnmek gerek diyerek ekliyor, Salim Akbaş. Cumhuriyet Halk Partisi Sinop Milletvekili Adayı Salim Akbaş ezber bozan bir CHP’li. Gezi Parkı Direnişi’nden tutunda, kadın cinayetleri, alışveriş merkezleri için katledilen yeşil alanlardan, özelleştirmelerden, Sinop ve Mersin halkına dayatılarak yapılmak istenilen Nükleer Enerji hakkında konuşabilecek kadar geniş yelpazeli bir aday adayı. Bizde Salim Akbaş ile başta Sinop olmak üzere genel olarak Türkiye’nin genel durumunu ve milletvekilliği aday adaylığı üzerine konuştuk.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kimdir bu Salim Akbaş?
S.A:1965 yılında Amasya’nın Taşova İlçesinde doğdum. İlk, Orta, Lise eğitimimi Samsunda tamamladıktan sonra 1982 yılında girdiğim İstanbul Teknik Üniversitesi Sakarya Mühendislik Fakültesi İnşaat mühendisliği bölümünden 1986 yılında mezun oldum. Mezuniyetimden sonra özel sektörde proje mühendisi olarak çalıştım. Kısa dönem askerlikten sonra Şantiye şefi olarak sırası ile Telefon yer altı inşaat, Kınalı Sakarya Otoyol İnşaatı ve Boyabat SSK Hastane inşaatlarında 1993 yılına kadar çalıştım. 1993 yılında Sinop ta kendime ait proje bürosu açarak işimi geliştirdim. Daha sonra Şirketleşme süreci ile birlikte 1996 yılında ortak olarak Panel Tasarım Mimarlık Mühendislik Müşavirlik Şirketini kurdum. Faaliyetine devam eden bu şirketin % 50 hissesi ile halen ortağıyım. 1992 yılında Boyabat’ta çalışırken Mimar Zeynep Gültekin (Akbaş) ile evlendim. Üniversitede Tıp Fakültesi Eğitimi alan kızım Selin ve Üniversiteye girmeye hazırlanan Lise son sınıf öğrencisi oğlum Berkay olmak üzere 2 çocuk sahibiyim.1994 yılında Sosyal Demokrat Halkçı partiye kaydolarak sahip olduğum siyasi düşünceye parti üyesi olarak hizmet etmeye başladım. SHP ile CHP’nin birleşmesinden sonra CHP Üyesi oldum. 1999 yılında yapılan yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinden Sinop Belediye Meclis üyesi seçildim. 1999 yılından bu güne değin sırası ile Merkez İlçe başkan yardımcılığı, İl yönetim kurulu üyeliği ve İl Sekreterliği, Merkez İlçe Başkanlığı, Kurultay Delegeliği İl Disiplin kurulu üyeliği görevinde bulundum. Meslek hayatımın büyük bir bölümünde İnşaat Mühendisleri odası Sinop İl Temsilciliğinin yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığını yaptım. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sinop İl Temsilciliği görevinde bulundum. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası üst kurul delegeliğini 4 dönemdir yapmaktayım.
“Mutlu insanların şehri” sözleri ile avunan şehir
Sinop CHP’den Milletvekili Aday Adayısınız. Peki, sizce Sinop şuan ne durumda? Sinop’un gelişmesi, için neler yapılabilir? Siz bu bağlam da neler düşünüyorsunuz?
Sinop kent vizyonuna Eğitim-Kültür ve Turizm kelimelerini eklemiş, ama kelimeden öte gitmemiştir. Özellikle Sinop Üniversitesi hem yönetim anlayışı olarak desteklenmeli, hem de daha bilimsel çalışmalarla Güçlü bir üniversite markası yaratılmalıdır. Su ürünleri fakültesi başta olmak üzere bölge ticareti ve üretimi ile uyumlu ve koordineli hale getirilmelidir. Deniz ürünleri üretim ve işleme tesisleri üniversite tarafından desteklenerek hem istihdama yönelik artı değer yaratmalı hem de Sinop halkının üniversite ile bağı güçlendirilmelidir. Üniversite gençliğine sağlanacak barınma ve sosyal imkânlarla tercih edilen şehir haline getirilmeli, İlçelere serpiştirilmiş MYO lar ve fakülteler ile adından daha çok bahsedilen Sinop Üniversitesi yaratılmalıdır. Turizm sadece Sinop İl Kültür Turizm müdürlüğünün planlaması ile gelişemez. Yine ilin tamamını kapsayacak şekilde planlanmalı. Gelecek dönem turizm planlaması kısa-orta ve uzun vadede yapılmalı. Deniz turizmi, doğa turizmi, özellikle doğa yürüyüşü şeklinde 3-4 günlük programlarla ilçeleri birbirine bağlayan turizm hareketliliği yaratılmalıdır. Erfelek şelaleri, Boyabat Bazalt Kayalıkları, Akgöl-İnaltı mağarası, Akliman-Hamsilos doğal alanlarının tanıtımı ulusal ve uluslararası düzeyde yapılmalıdır. İşsizliğin sürekli arttığı ve bununla beraber göçün hızlı olduğu, istihdam alanlarının azaldığı ama “mutlu insanların şehri” sözleri ile avunan şehir. Devlet tarafından istihdama yönelik işyeri açılmamıştır. Açılmasını da beklemek hayalcilik olur. Ancak Sinop’ta istihdam özel sektörün yatırımlarının daha fazla teşvikten yararlandırılması ile olabilir. Sinop Merkez OSB 1991 de kurulmuş %50 doluluğu geçememiş,1300-1400 kişinin istihdam edildiği bir OSB’dir. Boyabat OSB planlanması 1998 yılında yapılmış henüz altyapısı tamamlanmamış, hiçbir yatırımcı tarafından faaliyete başlanmamıştır. Sinop ve Boyabat OSB lerin mevcut teşviklerinde farklı olarak daha cazip hale gelecek ek desteklere ihtiyaç vardır. OSB lerde kurulacak tesislerin aynı zamanda Sinop’ta üretilen endüstriyel bitkilerin ve hayvansal ürünlerin üretimini arttıracak türden olmalı. İlçeler arası tarımsal ve endüstriyel ürünlerin üretim ve işlenmesinde koordinasyon sağlanmalıdır.
Engelsiz kent gibi bir söyleminiz var. Bunu biraz açar mısınız?
S.A:Sinop Merkez başta olmak üzere tüm ilçelerin şehirleşmeleri ve imar uygulamaları Engelli vatandaşların yaşamlarını kolaylaştırıcı nitelikte olmalıdır. Yasalarda tarif edilen yaşamı kolaylaştırıcı rampalar, asansörler, toplu taşım araçlarındaki ve kamu binalarındaki sorunlar giderilmelidir. Hem ilimizde hem de ülkemizin tamamında engellilerin istihdamının arttırılmasına yönelik uygulamalar yapılmalı, engellilerin yaşamın içinde aktif bir birey olarak varlıklarını sürdürmeleri sağlanmalıdır.
‘Sinop Hiç Kimsenin Nükleer Çöplüğü Değildir’
Sizin çevre konusunda ki hassaslığınız ile tanıyoruz. Sinop’ta kurulması planlanan Nükleer Santral Hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sadece insanların yaşadığı bir çevre varmış gibi davranmak yaşamın gerçeklerini görmemek demektir. Doğaya ve çevreye saygılı, hayvanlarında yaşam alanlarının bizimle aynı olduğu bilinci ile hareket etmeliyiz. Bütün hayvanlar yaşamda var olma hakkına sahiptirler. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Hayvanları koruma ve savunma kuralları hükümet düzeyinde temsil olunmalı, hayvan haklarının da insan hakları gibi yasayla korunduğu unutulmamalıdır. Türk Halkının yüzde 64'ü nükleer istemiyor. Türk Halkının yüzde 82'si bir nükleer santralin yakınında yaşamak istemiyor, Sinop Halkının yüzde 76'sı nükleere karşı. Nükleer santralin ömrü yaklaşık 40 yıl olmasına rağmen, çevreye ve insan sağlığına verdiği zararlı etkiler yaklaşık 250 -300 yıl devam ediyor. Nükleer santraller, belli bir kesime rant sağlanması için planlanıyor. Santralleri kurması planlanan şirketler, yatırım masraflarını elektrik satışından kazanacaklarından, kârını artırmak için yeterli güvenlik önlemlerini almayacaklar. Ne Sinop’ta, ne Mersin’de Nükleer santral istemiyoruz. Tüm bunların yanında halk yardakçılığı olsun diye Sinop Üniversitesinde açılması planlanan Nükleer Enerji Mühendisliği ve Nükleer Teknoloji konusunda bir yüksekokulda istemiyoruz.
13 yıllık bir Akp yönetimi var. Genel olarak Akp’nin Türkiye’yi yönetme politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yandaş havuz medyası marifetiyle ekonominin iyi olduğu yalanı topluma benimsetilirken, neden dört beş çuval kömür yardımına muhtaç bırakıldığını düşünmeyen sorgulamayan toplum yarattılar. İnsanların emekleri karşılığında yaşamlarını kazanmalarını sağlanmak yerine, gıda kömür para yardımlarıyla oy kazanmaya çalıştılar. Kutsal dinimiz İslam’ı, siyasete en adi biçimde alet etmekten çekinmeyen, inanmış insanları dinî söylemlerle manen ve ekonomik bakımdan istismar etmekte bir mahsur görmeyen AKP dindar değil kindar nesil yetiştiriyor. Özelleştirme ile 80 yılda elde edilen Cumhuriyet eserlerini 10 yılda sattılar. IMF’e Borç kapandı denmesine rağmen dış borcumuz 2002 yılında 130 Milyar Dolarken 2014 yılı sonunda 400 Milyar dolar oldu. Milli olan Eğitim sistemi bakanların günü birlik düşüncelerine göre eğitim sistemi yap-boz haline getirilmiş, Karma eğitime son verilmesi gibi gerici bir anlayış ile, Osmanlıcanın zorunlu ders olarak okutulması önerilerek eğitimin gerçek sorunlarının konuşulması unutturulmuştur. 2014 itibariyle ataması yapılmayan öğretmenlerin 300 bini aştığı ve Türkiye`nin kısa bir zaman içinde mevcut işsizler ordusunun yanı sıra, ikinci bir işsiz öğretmenler ordusu yarattığı aşikârdır. AKP hükümetleri döneminde yaklaşık 14 bin kişinin iş cinayetlerine kurban gittiği belirtiliyor. Cumhuriyet tarihinin en yoğun işçi ölümleri AKP iktidarı döneminde yaşanmıştır. Emekçileri yaşamları pahasına çalışmaya zorlayan taşeronlaşma ve esnek çalışma yasalarının mimarı AKP hükümetidir. AKP iktidarlarında Sanatın içine tüküren zihniyet gelişti, yöntem değiştirdi. 60-70 yıl önce yazılan oyunların replikleri ahlaki yönden tartışılır hale gelindi. Çocuk kitapları içindeki kendilerince sakıncalı bölümler ve oyunlardaki replikler çıkarıldı. Uluslararası alanda başarılı sanatçılarımız kendilerine muhalif diye sanatçı SAY’ılmadı. Toplumu ayrıştırdılar, evde tutulan %50 ile dışarıda GEZİ’nen %50 yi birbirine düşman ettiler. İnanan inanmayan, AKP’li veya değil diye insanlar yaftalandı. Kadın cinayetleri sayısı son 7 yılda %1400 artmıştır. Namus cinayeti diye adlandırılan cinayetler, kadına yönelik şiddetin en zalim boyutudur ve temel insan hakkı olan yaşam hakkının ihlalidir. 12 yıllık iktidarı boyunca kadınlarla ilgili tüm açıklamalarında cinsiyetçi bir dil kullanan AKP hükümeti "Kadın iffetli olacak, herkesin içinde kahkaha atmayacak" “Makyaj yapan kadının kaportası bozuktur” “Tecavüze uğrayan doğursun gerekirse devlet bakar” gibi sözlerle kadına nasıl baktıklarını açıkça ortaya koymuşlardır. Kadınlara sürekli "evlenin" ve "3 çocuk doğurun" çağrısında bulunan Erdoğan'ın hükümeti AKP kadını sadece çocuk doğuran canlı olarak gördüğü açıktır. Parası olan için Askerlik yan gelip yatma yeri olmaktan çıkarıldı, ama İçişleri Bakanlığı yolsuzluk yapanların Önüne Yatma yeri oldu. Yolsuzlukların çarşaf çarşaf anlatıldığı tüm tapelere rağmen parmak hesabı ile aklanan bakanlarımız oldu Rantından nemalanılmayan hiçbir yatırım yapılmadı. Her türlü inşaat yatırımı AKP yolsuzluğunun ve hırsızlığının kaynağı oldu. TOKİ eliyle yandaş müteahhitleri zengin etmeye, zengin müteahhitlerde ulu orta millete küfür etmeye başladılar. AVM’ler için katledilen yeşil alanlar ve çevre, yok edilen doğal alanlar, rant uğruna tahrip edilen doğa AKP’nin 13 yıllık çevre anlayışını gözler önüne sermektedir. Enerji alanında rantı ile iştah kabartan Termik santraller, derelerin kurumalarına sebep olan plansız mikro HES’ler tüm halk direnişine rağmen AKP tarafından desteklenmekte, düzmece ÇED raporları ve değiştirilen yasa ve yönetmeliklerle halkın aklı ile dalga geçilmektedir. Çok temiz ve dönemin başbakanı tarafından tüp gaz ile mukayese edilerek emniyetli olduğu iddia edilen Nükleer santraller sadece günümüzü değil gelecek yıllarımızı, hatta yüzyıllarımızı tehdit etmektedir. Ancak AKP hükümeti tüm direniş ve halk muhalefetine rağmen Mersin Akkuyu ve Sinop Nükleer santralini yapacağını söylemektedir.
‘Biz de Yaptırmayacağız Direneceğiz diye haykırıyoruz’
Kısaca neden aday olduğunuzu açıklar mısınız?
Yavaş yavaş kaynatılan suya atılmış kurbağalar gibiyiz. Çoğumuz hala haşlandığımızın farkında değil. Geride kalan 13 yıllık icraat, AKP hükümetine aittir, ama bu icraatla artık yeni bir “rejim” inşa ediliyor. Farkında mıyız, artık o rejimle idare ediliyoruz. Bizi yönetmeye çalışan karanlıklar rejimine geçit vermemek için, Çağdaş Türkiye’nin ilelebet kalması için, Atatürk ilke ve devrimlerinden beslenen Cumhuriyet Yönetiminden yoksun kalmamak için kendimi sorumlu hissederek Cumhuriyet Halk Partisinden Aday adayı oldum.
Haber; Doğuş Gazetesi

Bu haber 2331 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR