Ayancıkın 150. Yılı İstanbulda Kutlandı

Ayancık'ın ilçemizin 150. doğum günü Sinop ve Ayancıklıların yaşadığı İstanbul'da kutlandı.

Ayancıkın 150. Yılı İstanbulda Kutlandı
26 Şubat 2014 - 23:38 - Güncelleme: 27 Şubat 2014 - 20:18
Ayancık'ın ilçemizin 150. doğum günü Sinop ve Ayancıklıların yaşadığı İstanbul'da kutlandı.

Ayancık tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Ancak bilinen adı ile 'Ayancık' ilçemizin kurulması ve şuan kurulu olduğu bölgeye Kaymakamlık makamının kurulması 1863 yılı olarak bilinmektedir. Ayancık Belediyesi resmi logosunda da 1863 tarihi bulunmaktadır.



1863'ten bu güne Ayancık'ın 150. yılı olması nedeniyle fotoğrafçı Volkan Atılgan'ın başlattığı fotoğraf sergisi etkinliği ilçemizden sonra birçok Ayancıklı ve Sinoplu'nun yaşadığı İstanbul'da da düzenlendi.



24 Şubat 2014 Pazartesi günü Şişli Belediyesi Kent Sineması Kültür Merkezinde serginin açılışını CHP Ayancık Belediye Başkan Adayı Seyhan Sabri Sarısoy ve Beşiktaş Encümen Adayı Rifat Örnek'in de katılımıyla İstanbu Beşiktaş CHP Belediye Başkan Adayı Av. Murat Haznedar yaptı.



TARABALAR NEDİR?

Bir Ayancık Belgeseli Tarabalar Sergisi'ni düzenleyen Volkan Atılgan "Tarabalar"ı şu şekilde anlatıyor:



Tarabalar bir Ayancık belgeseli arşiv ve fotoğraf projesi, kapitalizmin, tüketiciliğin, rıza göstermenin, adaletsizliğin, aşksızlık ve sevgisizliğin önüne dikilen bir manifestodur. Güç ve paranın bizi nasıl hastalandırdığının, sevilmeyi sevmeye tercih ettiğimizin, sanatın insan ruhundaki pansuman etkisinin, siyasetin ve erkin dışında kavramlara hala sahip olduğumuzun altını çizmek için var edilmiştir. Adı üstünde Bu dünyadan aldıklarımızın geri ödemesidir, minnetimiz ve şükran duygumuzdur. . Bu çamurun içinde hayatı yaşanabilir kılan insanların, siz sistem hizmetkarlarından hiçbir karşılık beklemeden, bir amaç gütmeden, sadece insan ruhuna bir soluk aldırmak üzerine hizmet ettiğinin altını çizmek isterim: Tıpkı bugün dinlediğimiz Mahler, Beethoven, Mozart müziği, hayranlıkla gözlediğimiz Da vinci, Renoir , Modigliani tabloları, bize bulunduğumuz zamanın çok gerisinden ışık tutan Nietzsche, Schopenhauer, Cioran düşünceleri, ruhumuzu çiçeklendiren Puşkin, Dostoyevski, Camus, Shakespeare cümleleri gibi…Buna katkınız olmadığı halde hayatın bu güzelliklerinden, yani resimden, müzikten, fotograftan, mimariden nemalandığınız bu dünyada bırakın karşılıksızca sizin ruhunuzu iyileştirmeye devam edelim. Belki siz değil ama en azından çocuğunuza, torununuza bırakacağımız para, ev, araba, erk, soy, milliyetçilik, öfke, açgözlülük, yamyamlık dışında bir şeyler olsun.Biz sizin yerinize hayvanlara bakalım, şiirler yazalım, fotoğraflar çekelim, Aşık Veysel’i, Münir Nurettin’i yaşatalım; size de uzun ve bolluk içinde bir yaşamakta bunlara kadeh kaldırmak ya da küfretmek düşsün. Biz bize düşene gönülden razıyız.



 



Biz kavgamızı adam öldürerek, daha çok kazanarak, daha çok yiyerek, daha çok çoğalarak vermiyoruz, veremiyoruz. Biz kavgamızı sevmek, görmek, bilmek ve anlamak üzerine kurduk; bunun dışında nefes almamız mümkün değil, anlayın! Umarım bu söylediklerim bir çocuğun ağzından dökülmüşçesine algılanır. Umarım bu iç döküş hala içinizde kalmış olan o “saf” duygulara ulaşır. Umarım içinizde öldürmek yerine yaşatmak üzerine bir takım ülküler, ilkeler kalmıştır. Umarım sevmeyi bu denli unutmamışsınızdır. Çünkü yanılıyor isem, tüm insanlık yanılmış demektir!

Bu haber 2267 defa okunmuştur.