Kasabamızın Güzel İnsanları
"TSD AYANCIK ŞUBE BAŞKANI" Erhan YAŞAR, “Bak postacı geliyor” Turgut ÇALIŞAN, “Jack” Ergün ÖZCAN
21 Ocak 2017 - 17:07 - Güncelleme: 21 Ocak 2017 - 17:15
TSD AYANCIK ŞUBE BAŞKANI - Erhan YAŞAR
Diyor ki; “Sevgi varsa Engel yok”. Yine devamında “hayta ki engellerden önce beynimizde ki engelleri kaldıralım.” Diyor. Türkiye Sakatlar Derneği Ayancık Şubesi Başkanı evladımız Sevgili Erhan YAŞAR. Derneklerine sıkça uğrar sohbetler ederiz. Hayat dolu pırıl pırıl insanlarımız. Bir adım atsanız tekerlekli sandalyeleriyle fazlasıyla sizleri kucaklıyorlar… Bende görme engelli bir annenin evladı olarak onları anlamaya çalışmıyorum, anlıyorum… “Yürüyemeyene adım atmak, göremeyen için bakmak, duyamayan adına işitmek belki zor… Ama imkansız değil.” Göreve geldiğinden bu yana şevkle heyecanla çalışıyor. Ayancık ilçemiz merkez ve köylerinde 28 insanımızı bizzat kendisi giderek tespit etmiş.
Bu ara Erhan YAŞAR evladımızda yürüme engellidir. Yine kampanya yapan yurt dışında ki dostları aracılığı ile kendilerine ulaşan akülü araçlarını ihtiyaç sahiplerine teslim ettikleri anının anlatımını izlemeniz gerekir. Söylemleri ve ses tonu usta seslendirmenlere taş çıkarır. Erhan YAŞAR evladımız kendi sosyal medya hesabından tüm özel günlerde verdiği mesajları da takip etmelisiniz. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günümüzü unutmamış Teşekkürler… Bilinmelidir ki; bir sakatın sakatlığı bir hastalık veya geçici bir durum değildir, yaşamıdır. Erhan evladıma ve arkadaşlarına başarılar diliyor, her zaman yanında olduğumu ve bir telefon kadar “Alo” uzak olduğumu bildiriyorum…

“Bak postacı geliyor” Turgut ÇALIŞAN
Çocukken postacı olmak isterdim.
Oysaki, Türkiye’mde postacılık zor sanattır.
Telgraflarda, envai türlü türlü acı
Mektuplarda satır satır keder taşır
O güzelim memlekette postacı
Nazım HİKMET
Şiirden de anlaşılacağı gibi günümüzde mektup, tebligat, telgraf, havale paket, koli gibi posta gönderilerini adrese götüren PTT görevlisidir. Bu meslek ilk olarak Almanya’ da hayata geçirilmiştir. İlk olarak askeri haberleşmeler için kullanılan posta zamanla halk içinde aktif hale getirilmiştir. Günümüzde yerini telefon, bilgisayar ve televizyon gibi çeşitli haberleşme araçları almıştır. Ülkemizde 1839 Tanzimat Fermanı ile başlamıştır.
Onlar; Çamurda, karda, buzda her gün yürürler. Zor şartlarda işlerini aksatmadan, sırtlarında ortalama 20Kg çanta ile dere, tepe, düz demeden bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığı günlerde bile görevlerini yaparlar. Adlarına şiirler, şarkı, filmler yapılmıştır. Konuğum Ayancık’ta herkesin tanıdığı postacı dostum ……. “Ne dersin?” dediğimde; “Hocam toplumun her bölümünden insanla karşı karşıyayım. Artık mektup işi neredeyse bitti. Banka, adliye iletilerimiz çoğunlukta. Bilinen gibi kapıyı da iki kere çalmıyorum. Tek isteğim herkese mutlu iletiler vermektir. Başta seni ve herkesi seviyorum…” diyor sevimli dostum postacı.

“Jack” Ergün ÖZCAN
Marksve Engels birçok yazılarında gelecekte kurulacak herhangi bir toplumsal yapının sağlıklı olması, tümüyle insanın doğa ile kıracağı yeni ve dengeli bir ilişkiye bağlı olduğunu belirtmişlerdir. Bu hafta ki konuğum tam bir doğa hayranı çevreci ve özellikle ilçemiz doğasını çok iyi bilen ülke ve uluslar arası rehberlere, rehberlik etmiş bir kardeşim. Kendine hassas giyim tarzı özellikle şapka koleksiyonu(Fötr, Fidel Castro Şapkası, Che Guevara beresi) örneklerini görürsünüz. Bir de yandan omuz çantası ve bisikleti ile… Sevgili kardeşim aynı zamanda müzisyen olup iyi bateristtir. Şimdilerde hayırlı evlat olup biricik annesinin yanındadır.
Hoş sohbet ve yardım severdir. Sohbetine katıldığımızda; bir bakmışsınız İstanbul Türkçesi, bir bakmışsınız Ayancık yöresi konuşmaları. Şimdileri Karaca Köy sahilinde yaptığı eviyle çok meşgul. Çevreye zarar verenlere karşı da eylemci aktristir. Kim mi? Kısaca “Jack” Ergün ÖZCAN. “Neler dersin kardeşim” dediğimde; “Enişte , “Mutluluğun ilk şartlarından biri de, İnsan ve doğa arasında ki ilişkinin bozulmamasıdır.” İnsan yaşadığı çevreyi kendi evi olarak, çevre sorunlarını da kendi sorunu olarak görüp onu sahiplenmelidir. Çevre tüketilebilecek bir yığın olarak görülmemeli ve asla kazanç deposu olarak değerlendirilmemeli.” Diyor sevgili kardeşim. Bende eksiksiz katılıyor, annesi ve evlatları ile sağlıklı, mutlu günler temenni ediyorum.

Diyor ki; “Sevgi varsa Engel yok”. Yine devamında “hayta ki engellerden önce beynimizde ki engelleri kaldıralım.” Diyor. Türkiye Sakatlar Derneği Ayancık Şubesi Başkanı evladımız Sevgili Erhan YAŞAR. Derneklerine sıkça uğrar sohbetler ederiz. Hayat dolu pırıl pırıl insanlarımız. Bir adım atsanız tekerlekli sandalyeleriyle fazlasıyla sizleri kucaklıyorlar… Bende görme engelli bir annenin evladı olarak onları anlamaya çalışmıyorum, anlıyorum… “Yürüyemeyene adım atmak, göremeyen için bakmak, duyamayan adına işitmek belki zor… Ama imkansız değil.” Göreve geldiğinden bu yana şevkle heyecanla çalışıyor. Ayancık ilçemiz merkez ve köylerinde 28 insanımızı bizzat kendisi giderek tespit etmiş.
Bu ara Erhan YAŞAR evladımızda yürüme engellidir. Yine kampanya yapan yurt dışında ki dostları aracılığı ile kendilerine ulaşan akülü araçlarını ihtiyaç sahiplerine teslim ettikleri anının anlatımını izlemeniz gerekir. Söylemleri ve ses tonu usta seslendirmenlere taş çıkarır. Erhan YAŞAR evladımız kendi sosyal medya hesabından tüm özel günlerde verdiği mesajları da takip etmelisiniz. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günümüzü unutmamış Teşekkürler… Bilinmelidir ki; bir sakatın sakatlığı bir hastalık veya geçici bir durum değildir, yaşamıdır. Erhan evladıma ve arkadaşlarına başarılar diliyor, her zaman yanında olduğumu ve bir telefon kadar “Alo” uzak olduğumu bildiriyorum…

“Bak postacı geliyor” Turgut ÇALIŞAN
Çocukken postacı olmak isterdim.
Oysaki, Türkiye’mde postacılık zor sanattır.
Telgraflarda, envai türlü türlü acı
Mektuplarda satır satır keder taşır
O güzelim memlekette postacı
Nazım HİKMET
Şiirden de anlaşılacağı gibi günümüzde mektup, tebligat, telgraf, havale paket, koli gibi posta gönderilerini adrese götüren PTT görevlisidir. Bu meslek ilk olarak Almanya’ da hayata geçirilmiştir. İlk olarak askeri haberleşmeler için kullanılan posta zamanla halk içinde aktif hale getirilmiştir. Günümüzde yerini telefon, bilgisayar ve televizyon gibi çeşitli haberleşme araçları almıştır. Ülkemizde 1839 Tanzimat Fermanı ile başlamıştır.
Onlar; Çamurda, karda, buzda her gün yürürler. Zor şartlarda işlerini aksatmadan, sırtlarında ortalama 20Kg çanta ile dere, tepe, düz demeden bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığı günlerde bile görevlerini yaparlar. Adlarına şiirler, şarkı, filmler yapılmıştır. Konuğum Ayancık’ta herkesin tanıdığı postacı dostum ……. “Ne dersin?” dediğimde; “Hocam toplumun her bölümünden insanla karşı karşıyayım. Artık mektup işi neredeyse bitti. Banka, adliye iletilerimiz çoğunlukta. Bilinen gibi kapıyı da iki kere çalmıyorum. Tek isteğim herkese mutlu iletiler vermektir. Başta seni ve herkesi seviyorum…” diyor sevimli dostum postacı.

“Jack” Ergün ÖZCAN
Marksve Engels birçok yazılarında gelecekte kurulacak herhangi bir toplumsal yapının sağlıklı olması, tümüyle insanın doğa ile kıracağı yeni ve dengeli bir ilişkiye bağlı olduğunu belirtmişlerdir. Bu hafta ki konuğum tam bir doğa hayranı çevreci ve özellikle ilçemiz doğasını çok iyi bilen ülke ve uluslar arası rehberlere, rehberlik etmiş bir kardeşim. Kendine hassas giyim tarzı özellikle şapka koleksiyonu(Fötr, Fidel Castro Şapkası, Che Guevara beresi) örneklerini görürsünüz. Bir de yandan omuz çantası ve bisikleti ile… Sevgili kardeşim aynı zamanda müzisyen olup iyi bateristtir. Şimdilerde hayırlı evlat olup biricik annesinin yanındadır.
Hoş sohbet ve yardım severdir. Sohbetine katıldığımızda; bir bakmışsınız İstanbul Türkçesi, bir bakmışsınız Ayancık yöresi konuşmaları. Şimdileri Karaca Köy sahilinde yaptığı eviyle çok meşgul. Çevreye zarar verenlere karşı da eylemci aktristir. Kim mi? Kısaca “Jack” Ergün ÖZCAN. “Neler dersin kardeşim” dediğimde; “Enişte , “Mutluluğun ilk şartlarından biri de, İnsan ve doğa arasında ki ilişkinin bozulmamasıdır.” İnsan yaşadığı çevreyi kendi evi olarak, çevre sorunlarını da kendi sorunu olarak görüp onu sahiplenmelidir. Çevre tüketilebilecek bir yığın olarak görülmemeli ve asla kazanç deposu olarak değerlendirilmemeli.” Diyor sevgili kardeşim. Bende eksiksiz katılıyor, annesi ve evlatları ile sağlıklı, mutlu günler temenni ediyorum.

Bu haber 3786 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR