ÖĞRETMEN OKULLARININ KURULUŞU
ÖĞRETMEN OKULLARININ KURULUŞU
02 Nisan 2020 - 17:07
Dorul Muallim Mektebi adıyla 16 Mart 1848 yılında eğitim öğretime açılan “Öğretmen Okulları”nın 172 kuruluş yıldönümünü kutladık. Öğretmen Okulları; Ortaokuldan en az iyi mezun olduktan sonra Türkçe, matematik ve fen bilgisi derslerinde bakanlıkça hazırlanarak yurt genelinde aynı gün ve saatte uygulanan sınavdan başarı sağlayanlar arasından Öğretmenler Kurulu kararıyla seçilip girilen kurumlardır. Tarihsel gelişiminde; geleneksel tarzda ğitim veren medreselerin yanında Batı tipi okullar kurmak isteyen Osmanlı, bir taraftan İlköğretimi mecbur kılarken bu okullarda görev yapacak öğretmenleri yetiştirmenin önemini farketmiş, bu amaçla 18 Mart 1848’de İstanbul’da Öğretmen Okulu kurulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti’nde çağdaşlaşmanın gerçekleşebilmesi için Öğretmen Okulu sayısını attırmaya çalışmış Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmen yetiştiren kurumlar olarak “Gazi Terbiye Entitüsü, Köy Entitüsü, Yüksek Öğretmen Okulu gibi farklı modeller denenmiştir. 1982 yılında çıkan Yüksek Öğretim Kanunu ile öğretmen getirme görevi üniversiteliler bünyesindeki eğitim fakültelerine verilmiştir.” Dorülmuallim’den buyana Eğitim Fakültelerine kadar yetişen öğretmenlerimiz; Ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden ilerlemesinde çok önemli görev üstlenmişlerdir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Başöğretmen Atatürk’ün her türlü zorluk ve sıkıntılara rağmen bu mesleği yürüten, ülkemizin kalkınmasında çağdaşlaşma yolunda Payı olan öğretmenlerimize “Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır” sözleri öğretmenlerimize verdiği değeri ve önemi göstermektedir. Öğretmenlik bir sanattır. Öğretmenin yaptığı her iş bir sanatçı becerisi gerektirir. Öğretmenin ülkesinin tüm insanlarda sevgisini, bilgisini sunan, sonunda ülkesinin aydınlanma sürecini gerçekleştiren Öncü kişilerdir. Büyük devlet adamları büyük alimlerin rehberliğinde yetişmiş nelerdir.
İsmet İnönü, Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç 1940’da yasalaşan köy Enstitüleri; Cumhuriyet aydınlanmasının eğitim alanındaki en Özgün, en çok ses getiren uygulaması, yurdumuzun her köşesine eşit derecede kalkındırılması düşünülen proteinin mimarlarıdır. Bu enstitüler Kendi ülkemizin Beyin gücü, yaratıcılığı ve yurt severliği örgütlenerek, toplumun en yoksul çocuklarının kendi emekleriyle ücretsiz eğitim görebilmeleri, çağdaş eğitimin olabileceğini, demokrasiyi sözde değil yaşayarak ispat etmişlerdir. Köy enstitülerinde öğrenciler üretimde doğrudan yer olmaktadırlar. Yaz aylarında kursa kalarak uygulamalarda bölgenin özelliğine göre, duvar örme, arıcılık, meyvecilik, kavakçılık gibi çalışmalar yapmakta, bu çalışmalar ders içinde tarım derslerinde de sürdürülmektedir. Kendi Sınıflarını temizleme, çalışmalarını yıkama işlerini görürler, birer müzik aleti çalarlar, eğlenceler yaparlar halaylar çekerler. Köy Enstitüleri 17bin öğretmen, eğitmen ve teknik eleman, 3bin sağlık memuru mezun vermiştir. Türkiye’nin kültür yaşamına damga vurmuş, köy kökenli Aydın kuşağı yetiştiren bu kurumlar, öğretilen tüm ağır eleştirilere rağmen öyle kalıcı izler bırakmışlar ki etkileri hala yok edilmemiştir. ONESCO tarafından 1997 yılı Hasan Ali Yücel yılı ilan edilerek Köy Enstitüleri örneği geri kalmış ülkelere çağdaş bir kalkınma modeli olarak sunulmuştur.
Medreselere alternatif olarak kurulan Rüştiye mekteplerine batılı anlamda öğretmen yetiştirmek için açılan Darülmuallim’in aradan 172 yıl geçmesine rağmen öğretmen okullarının Türkiye Eğitim sistemlerindeki yerinin boşlukları hala doldurulmuş değildir. Yürütülen bilinçli politikaları sonucu öğretmen yetiştirmede çaresizlik içindedir. Her geçen gün öğretmenlik mesleği saygınlığını da yitirmektedir. Bilinmelidir ki “Nitelikli eğitim için, nitelikli öğretmen” anlayışı hayata geçirilmelidir.
Günümüzde öğretmen yetiştirmede karşılaşan yetersizlikler ve sorunlar geçmişteki başarılı modelleri aramaya ve Özlem duymaya neden oluyor. Öğretmen okullarının 172 kuruluş yıldönümünde başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, sonsuza göç etmiş öğretmenlerimizi Saygıyla anıyor, görev başındaki tüm meslektaşlarımı kutluyorum.
Sevgi ile Kalın
Türkiye Cumhuriyeti’nde çağdaşlaşmanın gerçekleşebilmesi için Öğretmen Okulu sayısını attırmaya çalışmış Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmen yetiştiren kurumlar olarak “Gazi Terbiye Entitüsü, Köy Entitüsü, Yüksek Öğretmen Okulu gibi farklı modeller denenmiştir. 1982 yılında çıkan Yüksek Öğretim Kanunu ile öğretmen getirme görevi üniversiteliler bünyesindeki eğitim fakültelerine verilmiştir.” Dorülmuallim’den buyana Eğitim Fakültelerine kadar yetişen öğretmenlerimiz; Ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden ilerlemesinde çok önemli görev üstlenmişlerdir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Başöğretmen Atatürk’ün her türlü zorluk ve sıkıntılara rağmen bu mesleği yürüten, ülkemizin kalkınmasında çağdaşlaşma yolunda Payı olan öğretmenlerimize “Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır” sözleri öğretmenlerimize verdiği değeri ve önemi göstermektedir. Öğretmenlik bir sanattır. Öğretmenin yaptığı her iş bir sanatçı becerisi gerektirir. Öğretmenin ülkesinin tüm insanlarda sevgisini, bilgisini sunan, sonunda ülkesinin aydınlanma sürecini gerçekleştiren Öncü kişilerdir. Büyük devlet adamları büyük alimlerin rehberliğinde yetişmiş nelerdir.
İsmet İnönü, Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç 1940’da yasalaşan köy Enstitüleri; Cumhuriyet aydınlanmasının eğitim alanındaki en Özgün, en çok ses getiren uygulaması, yurdumuzun her köşesine eşit derecede kalkındırılması düşünülen proteinin mimarlarıdır. Bu enstitüler Kendi ülkemizin Beyin gücü, yaratıcılığı ve yurt severliği örgütlenerek, toplumun en yoksul çocuklarının kendi emekleriyle ücretsiz eğitim görebilmeleri, çağdaş eğitimin olabileceğini, demokrasiyi sözde değil yaşayarak ispat etmişlerdir. Köy enstitülerinde öğrenciler üretimde doğrudan yer olmaktadırlar. Yaz aylarında kursa kalarak uygulamalarda bölgenin özelliğine göre, duvar örme, arıcılık, meyvecilik, kavakçılık gibi çalışmalar yapmakta, bu çalışmalar ders içinde tarım derslerinde de sürdürülmektedir. Kendi Sınıflarını temizleme, çalışmalarını yıkama işlerini görürler, birer müzik aleti çalarlar, eğlenceler yaparlar halaylar çekerler. Köy Enstitüleri 17bin öğretmen, eğitmen ve teknik eleman, 3bin sağlık memuru mezun vermiştir. Türkiye’nin kültür yaşamına damga vurmuş, köy kökenli Aydın kuşağı yetiştiren bu kurumlar, öğretilen tüm ağır eleştirilere rağmen öyle kalıcı izler bırakmışlar ki etkileri hala yok edilmemiştir. ONESCO tarafından 1997 yılı Hasan Ali Yücel yılı ilan edilerek Köy Enstitüleri örneği geri kalmış ülkelere çağdaş bir kalkınma modeli olarak sunulmuştur.
Medreselere alternatif olarak kurulan Rüştiye mekteplerine batılı anlamda öğretmen yetiştirmek için açılan Darülmuallim’in aradan 172 yıl geçmesine rağmen öğretmen okullarının Türkiye Eğitim sistemlerindeki yerinin boşlukları hala doldurulmuş değildir. Yürütülen bilinçli politikaları sonucu öğretmen yetiştirmede çaresizlik içindedir. Her geçen gün öğretmenlik mesleği saygınlığını da yitirmektedir. Bilinmelidir ki “Nitelikli eğitim için, nitelikli öğretmen” anlayışı hayata geçirilmelidir.
Günümüzde öğretmen yetiştirmede karşılaşan yetersizlikler ve sorunlar geçmişteki başarılı modelleri aramaya ve Özlem duymaya neden oluyor. Öğretmen okullarının 172 kuruluş yıldönümünde başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, sonsuza göç etmiş öğretmenlerimizi Saygıyla anıyor, görev başındaki tüm meslektaşlarımı kutluyorum.
Sevgi ile Kalın
Bu haber 5893 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR