Çocuk; anne karnında ya da bebeklik çağı ile ergenlik çağı arasındaki gelişme döneminde bulunan insan olarak tanımlayabiliriz. Çocuklarımız için; gönüllerin meyvesi, ruhların sevgilisi, yurdun-yuvanın nur yüzlü meleği, anne ve babanın ise göz nuru, gönül neşesidir. Çocuk aşktır, candır, mutluluktur. Çocuklar, insanların en masum halidir; çocuklar yaşadıkları müddetçe iyilikler, güzellikler hiç bitmeyecek demektir. En mutlu zamanımızdır, en huzurlu anlarımızdır.
Günümüz dünyasında, hızla çocukluğu tüketen, öldüren ve yitiren durumundadır. Çocukluklarını yaşamadan büyüyen çocuklar çalışma hayatında işçi çocuklar, cinsel istismara uğrayan çocuklar, savaş ve şiddet kurbanı çocuklar, insanlığın vicdanını kanatmaya devam ederken son günlerde ülke gündemimizi kaçırılan çocuklarımız işgal etmektedir. Önce Ankara’da 8 yaşındaki Eylül’ün kaçırılıp öldürülmesi, son olarak Ağrı’da 4 yaşındaki Leyla’dan gelen acı haber… Bir gerçekte ülkemizde 5 bin den fazla kaçmış ve kaçırılmış çocuğumuz var.
Çocuk konusunda devasa sorunlarımız olmasına rağmen, çocuk üzerinden kamplaşmaya ve çatışmaya devam ediyoruz. Özellikle siyasal kamplaşmanın ve çatışmanın nesnesi haline getiriyoruz. Oysa çocuk konusunu ciddiye olarak tartışmalıyız. Çocukluğun yitimi, çocukların eğitimi, cinsel istismarı, çocukların birer şiddet aracına dönüştürülmesi, eğlence sektörüne tüketim nesnesi olarak kullanılması konusunda üstüne düşünmemiz gereken sorunlar vardır. Birde kültür ve gelenek gerekçe gösterilerek çocuk yaşta evlendirilen çocuk gelinler sorunumuzu da eklemeliyiz.
Çocuk tacizi ve cinayetleri konusunda önde gelen millet haline geldik. Alınganlık göstermeyelim, hatta gücenmeyelim bu iğrençliği “lanet olsun” diyerek üzüntülerimizi bildirerek insanlık görevimizi yerine getirmiş olamayız. İdam geri getirilsin, hadım edelim ya da ilkel yöntemlere dönüp farelere yedirelim formülleri oluşturup kıyamet koparmayı bırakıp herkes başını öne eğecek caydırıcı çözümü kanunlaştırıp uygulayacak. Ölen canların ruhlarını rahat ettirebilir miyiz onu bilemem ama yarınlarda böyle olaylar yaşamayız düşüncesindeyim.
Yıllardır çocuklara yaşatılanları tarih gizleyemiyor. Çarlık Rusya’sının yıkılışı sırasında yaşananlar… İspanya’da General Marcos’çuların faşist işbirlikçi dedikleri köylülerden topladıkları, sosyalist eğitim için Çekoslavakya’ya gönderdiği ailesiz büyüyen çocuklar… Ve şimdi de Donald Trump! Ve onun kafasındakiler mülteci çocukları kaçırmayı üstelikte göçü önleyici silah olarak kullanılmayı düşünüyorlar.(İlber Ortaylı Hürriyet Gazetesi)
Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi “Vatanı korumak çocukları korumakla başlar” sözünü şiar edip öncelikle çocuklarımızı korumamız gerekiyor. Çocuğa sadece “Çocuk İnsan” olarak bakan zihniyeti geliştirmemiz gerekiyor. Çocukken hep büyümek, büyüdükten sonra da hep çocuk olmak isteriz. Bu düzen değişmese bile masumiyetlerine inandığımız çocukların gözünden dünyaya bakmak her zaman farklı olacak. Her gün yeni bir çocuk cinayeti haberi, bir çocuk tecavüz olayı okumak, duymak istemiyoruz. Bunu önlemek için hemen şimdi yaptırımlar uygulanmalı, tedbirler alınmalıdır.
Erdoğan ERKAYMAZ

