Erdoğan ERKAYMAZ

Erdoğan ERKAYMAZ

dogusofsetayancik@hotmail.com

DEMİRCİ Kazım FELEK

12 Ağustos 2015 - 11:51 - Güncelleme: 13 Ağustos 2015 - 08:42

Bu yazımı yazmam da Erfelekli eğitimci yazar ağabeyim Ayhan ALTAY 'ın "Karasu'dan Erfelek' e" kitabının bir bölümünde" isterim ki, hiç değilse çoğu çoktan ölmüş kişilerin yaşamlarından birkaç öykücük kalsın yarına. Yazma kültürünün olmadığı bir toplumun çocukları olmaktan kurtulmaya başlamamız gerekmiyor mu? Sersenişi üzerine karar verdim.

 

Birey yada ailenin sürekli yaşadığı sosyal ünitelere ev deniliyor. İçinde bulunduğu çağa göre bir yapının ev niteliklerini taşıması için bazı kriterler vardır. En az  bir tuvaletinin, yatma ve mutfak ünitelerinin bulunduğu yerler ev olarak adlandırabilir. Benim çocukluğum da yıl olarak 1960'ların sonu 1970'lerin başı olabilir. Erfelek Cumhuriyet Caddesinde ki ahşap evimiz iki küçük oda bir mutfaktan oluşuyordu. 58 yıllık yaşamımda unutamadığım anlarda o evimizde ki anlardır.

 

Evimizin altında; "mahallede olup bitenin konuşulduğu, yer olan, mahallenin birbirlerinden  haber aldığı,  veresiye vermeleri, iyi günümüzde (düğünde), kötü günümüzde (ölüm hastalık vs.) yanımızda olan, diye tanımlanan bakkal Gürcü Hüseyin (Özgenç) ticaretini yapardı. Yeni adıyla Musa Can Meydanı tarafında Lokantacı Ahçı Hamdi Göksu' nun  lokantası, köprü tarafında  Demirci Kazım FELEK komşumuzdu. Bu haftadaki yazımı çok sevgili ışıklar içinde uyuduğuna inandığım Kazım amcam ile ilgili bir anımı paylaşmak istiyorum.

 

Metali seçer ve ocakta ısıtarak tavlar. Örsün üzerine yerleştirip,  çekiçle döverek, keserek ve zımparalayarak biçim verir. Parçalar yeniden ısıtılır, katalizör maddeleri koyar ve çekiçleyerek birleştirir. Son şekli verilen parçaları tekrar ısıtarak tavları yerleştirmek için su verir. (Suyun içine atarak sertleştirir.) Bu meslek ayakta, ortamı sıcak, gürültülü ve kısmen kirlidir. Evet mesleğin ne olduğunu anlatabildim galiba "Sıcak Demirci Mesleği".

 

Demirci kazım komşumuz hergün sabah 07.00’de kalkar demir döverdi. Saat 08.30 gibi dükkanın önünde şezlongunda uyuklardı. Sabahın erken saatinde çıkardığı sesin bizi rahatsız edebileceği ve babam Abaza Hikmet (ERKAYMAZ) tarafından hoş karşılanmayıp tepki  gösterebileceği üzerine söylemlere; gülerek geçermiş. Aslında hafta sonları da kardeşlerimle rahatsız olmuyor da değildik... Aile olarak bu konuda hiç sorun da çıkartmadık.

 

Kazım amca eşi Havva yenge ile pek anlaşamazdı. Demir atölyesinin arka tarafında kaldığı odasında kalırdı. Bir gün babam bana "kalk oğlum bak kazım amcan bugün demir dövmüyor arka taraftan odasına bak" dediğinde odada yatar olarak ve yorganın üzerine yerdeki yerli yapım kilimlerin olduğunu söyledim.  Bana "hemen Abbas'ın oğlu Durmuş TOPÇUOĞLU' nun arabasını al gel" dedi. Şimdiki hastane eski sağlık ocağına götürdük. Yüksek derecede  ateşlenmişti. Bu konuyu Abaza Hikmet çıkardığın gürültüye tepki gösterir diyenlere; "Bak erken saatte demir dövmedim, beni kontrole geldiler. Sağlığıma kavuştum" cevabını vermiş. Benim doğup büyüdüğüm Erfelek "Komşusunun sıkıntısını, acısını kederini, sevincine ortak olan ve hoşgörülü bir yerdir."

Sevgi İle Kalın

Bu yazı 4977 defa okunmuştur.