Çağlayan Adliyesi’ndeki “Kaç İsmail” iddiası gündemimize yeni boyut getirdi. CHP milletvekili Mahmut Tanal “iki Avukatla sorguya ne kadar ara verildiğini sormak için odaya girdiğimizde; bir savcı vekili, bir polis yetkilisi ve kim olduğunu bilmediğimiz iki kişiyle toplantı halinde olduğu ve Güvenlik konusunu konuşuyoruz dediler. Kimliği bilinmeyen kişilerin kim olduğunu sorduğumuzda Hakim “Kaç İsmail kaç” dedi. Bu kişide hızla oradan uzaklaştı” iddiası gündemimize oturdu.
T.B.M.M insan hakları komisyon üyesi Mahmut Tanal 25 yıllık Avukat… Saygı Öztürk’ün söylemiyle Mahmut Tanal “ Benim kabem hukuktur, adalettir, insan haklarıdır” görüşünde ve böyle durduğu için ‘Bazılarının Nevri Döndü’ düşüncesini açıklamıştır. Yine bir tesbiti de; “Ergenekon’un ‘Balyoz’un perde arkasında kimlerin olduğu daha net olarak ortaya çıkacak. Bekleyelim görelim…” diyor.
22 Temmuz operasyonu diye adlandırılan ( Yaşanan paralel yapının inine gireceğiz ) KCK, Devrimci karargah, Balyoz gibi davalarda tutuklama kararlarının önceden hakimlere servis edildiği görüşü kamuoyunun büyük bir kesiminin görüşüydü. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının intikamı olarak değerlendirilen bu günkü durum, hukuk açısından ne hallere düştüğümüzü göstermektedir. Basında “ kaç İsmail kaç” başlığı gerçekse hukukumuzun bittiği noktadadır. Kirli bir ilişkidir.
İstanbul Cumhuriyet başsavcısının verdiği bilgi ise; “ Emniyet birimleriyle yapılan görüşmede ‘İsmail’ isimli kişinin Terörle Mücadele Şubesinde çalışan polis memuru olduğu, sorgu hakiminin güvenlik sağlaması yönündeki yazılı talebini aldığı sırada koridorda bekleyen şüpheli avukatlarının şahsı ‘MİT’ görevlisi olarak lanse edip üzerine hücum ettikleri ve sorgu hakimine herhangi bir müdahalenin söz konusu olmadığı tesbit edilmiştir.” denildi.
Türk Adaletinin düştüğü demiyorum düşürüldüğü duruma bak ? Birilerinin menfaati için ülkenin itibarının iki paralık edilmesi anlaşılır gibi değil. Burası muz Cumhuriyeti mi? Birileri hukuksuz işlerinin üstünü örtme adına; karşısında kendisini zor duruma sokabilecek, sosyal yapı ne varsa hepsine savaş ilan edip her türlü gayri ahlaki ve kanuni yolları mübah kabul ediyor.
Kamuoyunda yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının intikamı olarak değerlendirilen Emniyet mensuplarına yönelik operasyonun adliye ayağında yaşanan yargı skandalı, hakim ve savcıları ayağa kaldırmalı… Gerçi bu İsmail’lerden dünde vardı, bu günde var. Anayasal düzen ve hukuk sistemiyle oynanır, şaibeli atamalar yapılır, siyasi irade desteklenirse ortaçağ hukukunu aratan hukukumuz olur.
Herkesin hukuk deyip, sesini çıkartmadığı, herkesin adalet isteyip yerlere serdiği, arayanların coplandığı, gazlandığı, yaralandığı, hatta öldüğü ama hiçbir zaman bulunamayan Adalet nerede? Ülkemiz de artık bir inanç gelişti; “ Adaletin en çok arandığı ama bulamadığı yer adalet binasıdır. Bu gün adalet yandaş hukukçularda…
Eğer bu iddialar doğru ise; nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Hakim kaç diyor, savunma avukatları kaçanı kovalıyor. Yargımız ne kadar bağımsız olduğu, kimlere güvenebileceğimizi bir kez daha ispatladılar. Hukukun cılkı çıkmış, ülke ölmüş ağlayanımız yok… Teşekkürler TÜRKİYE Oysa hukuk hepimize lazımdı.
Sevgi ile kalın.

