KUVAY-İ MİLLİYE Anadolu’nun Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Emeni birliklerince işgal edildiği dönemlerde, Osmanlı ordusunun silahlarının alınıp dağıtıldığı zorlu günlerde ortaya çıkan bir milli direniş örgütüne verilen isimdir. Aynı zamanda Kuvay-i Milliye Ulusal Kurtuluş Savaş’ımızın ilk savunma kuruluşudur. Düzenli orduya zemin hazırlayan Kuvay-i Milliye birlikleri ülkeden milli bilincin oluşmasını sağlamıştır. Düzenli ordu kuruluncaya dek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin zaman kazanmasını sağlamıştır.
Kuvay-i Milliye hareketi ilk olarak Batı Anadolu da ortaya çıkmıştır. Daha sonra da Trakya, Doğu Karadeniz ve Kilikya’da yayılmıştır. Kuvay-i Milliye işgallere karşı oluşan bölgesel çaplı direnişinin de adıdır. İşgallere karşı ilk direnişi Güney Cephesinde Hatay Dörtyol da Fransızlara karşı 19 Aralık 1918 de vermiştir. Düzenli ordu kurulana kadar bölgesel olarak işgalci devletlere yada azınlıklara karşı savunmuştur. Kuvay-i Milliye birlikleri tek bir merkezden yönetilmiyordu ve düzenli birlikler değildi. Birlikler; dağda gezen zeybekler, asker kaçakları ve köylü halktan oluşuyordu…
Mustafa Kemal Paşa Kuvay-i Milliye’nin kuruluşunu; “Hükümet Merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askeri bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, ulusun ve devlerin bağımsızlığını koruyacak kuvvetlere emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve ulusun araçları temel görevlerini yapıyorlardı. Yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, “Ordu” adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki yurdu savunmak ve koruma olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya, ulusun kendisine kalıyor. Buna Kuvay-i Milliye diyoruz” demiştir.
Kuvay-i Milli tamamen halk tarafından oluşturulan gönüllü kuruluşlardır. Aralarında birlik yoktur. Herkes kendi bölgesini korumaya çalışıyordu. Düşmanı durduramamış, ancak onu vur kaç taktiği ile zarar vererek onu yavaşlatmış. Yaş, cinsiyet ayrımı yoktur. Türk halkı yediden yetmişe vatanını korumak için mücadele etmiş. Bütün ihtiyaçları halk tarafından karşılanmıştır. Bazen keyfi uygulamalarda olmuştur.
Kuvay-i Milliye’nin kurulmasını isteyenler kadar istemeyenlerde bulunmaktaydı. Kuvay-i Milliye karşıtı gruplar, milli varlığa karşı cemiyetler kurmaya başlamışlardır. Bu cemiyetlerin amacı, ulusal direnişe engel olup işgal devletlerin himayesine girmektir. Bu cemiyetlerden bazıları da padişah ve halifeliğe bağlıydı. Milli varlığa karşı kurulan cemiyetlerden bazıları şunlardır; Sulh ve Selameti Osmaniye Cemiyeti, Kürt Teali Cemiyeti, İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Wilson Prensipleri Cemiyeti ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası. Bu cemiyetler Türk Milletine ihanet ederek işgal devletlerine yardım ediyorlardı. Milli Mücadelenin başkahramanı Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta bu durum hakkında; “Bundan başka ülkenin her yanında Hıristiyan azınlıklar, özel istek ve amaçlarının elde edilmesi, devletin bir an çökmesi için, gizli açık çaba harcıyorlar.”
Mustafa Kemal’in başkanlığında 28 kişinin katıldığı Sivas Kongresi(İşgal Altında ki vatanın bütünlüğünü ve milletin bağımsızlığını sağlamak için yapılan çalışmaları belirlendiği kongre) maddelerinden; “Manda ve Himaye kabul edilemez.” Bu madde ile başka bir milletin boyunduruğu altında yaşama fikri en son Sivas Kongresinde dile getirildi ve tarihin sayfalarına gömüldü.
Son günlerde Devlet Büyüğümüzün “ÖSO tıpkı Kuvay-i Milliye gibidir.” Söylemi sanırım bizim tarihimizde destan yazanlarla eş tutulamaz….

