Ankara Devlet Opera ve Balesi, ilçemizde TÜRKÜ’NÜN ÖYKÜSÜ Konseri Kaymakamlık ve belediye işbirliğinde muhteşem müzik dinletisi ve konseri sundular. Tarihte yolculuğa çıkan konserde; Türk tarihinden küçük anlatımlarla, Türkülerin öyküleri anlatılıp sanatçıların ve Anthion Ensemble’ın seslendirdiği muhteşem Türkülerimizi eşsiz ve içten yorumlarla dinlemenin keyfini yaşamaktayım.
Türkülerimiz, ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir. Halk edebiyatımızın en zengin alanı olup, halkımız acılarını ve sevinçlerini türkülerle dile getirmiştir. Kuşaktan kuşağa ve yöreden yöreye aktarılırken, yüreğimizin dili, başımızın sevda yeli olmuştur. Türküler umuttur, hasrettir, vefadır, dostluktur, dermansız kalanlara dermandır. Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun dizelerindeki gibi Ah bu türküler-Türkülerimiz-Ana sütü gibi candan-Ana sütü gibi temiz.
Konser; Batı enstrümanlar eşliğinde türkülerimiz çalınıp söylenmiştir. Piyano: Çiçek CİHAN, Obua: Gülnihal CİHAN, Viyolonsel: Nazlı TAZEBAY, Vurmalı çalgılar: Yalçın BAYGIN, Basgitar: Nuri KÖKER eşliğinde solistlerden; Soprano: Nehlika Karadeniz BİLGİN, Tenor: Haser TEK, Bariton: Tuncer TERCAN seslendirirken, repertuardaki Türkülerin hikayelerini Kadri ÖZCAN anlattı…
Eski çağlardan beri Çoruh Irmağı boyunda yaşayan Hıristiyan Kıpçak beyinin kızı ve Erzurumlu bir delikanlının arasındaki aşkı ve kaçırma olayı sonrası beyin adamları tarafından öldürülen delikanlının hikayesini konu eden “Sarı Gelin Türküsü” sanatçı Gülnihal Cihan’ın obua’sıyla enstrümantal olarak muhteşemdi. Muharrem Ertaş’ın çırağı olarak yetişen ve türkülerinde genellikle Anadolu insanının yanıklığını, hüznünü ve yer yerde de sevincini işleyen Keskinli Mahalli Sanatçı Hacı TAŞAN’ın “Allı Turnam Türküsü” ( Turnalarla eşe dosta selam gönderir) Tenor Haser TEK enfes yorumladı.
Selanik’te 4 kızı olan Rüstem Ağa oğul hasretinden yanmaktadır. 4 kızından üçü uzaklara gelin gitmiştir. Hanımı da Birkaç yıl önce vefat etmiş 16 yaşındaki küçük kızı Fitnat’la birlikte yaşamaktadır. Bir gün Selanik’e çok uzak Mazpanlı’dan gelen genç fakir Mehmet’i çok sever yanına işe alır Fitnat’ la Mehmet aşık olur. Rüstem Ağa damadı olmasını ister kızını Mehmet’e verir. Tam evlenecekleri zaman çok uzaklardan gemilerin getirdiği Kolera hastalığına yakalanan Fitnat yakalanır ve ölürken dudaklarından “Çalın davulları çaydan aşağı mezarımı kazın bre dostlar belden aşağı aman ölüm zalım ölüm, üç gün ara ver al başımdan bu sevdayı götür yara ver” der ve ölür. Bu hikâyenin türküsü Çalın Davulları “Selanik Türküsü” soprano Mehlika Karadeniz Bilgin’in eşsiz yorumuyla o gün bugün ıssız ve yarsız Selanik’e selam yolladı…
Yemen, İngilizlerle işbirliği yaparak Osmanlıya karşı savaş açması, o dönemde 5 cephede savaşan Osmanlı kuvvetlerine Anadolu’dan Yemen’e cepheye giden evlatlarının geriye dönmemeler, üzerine o devirlerde halkın dilinden düşmemiş etkilerini ve izlerini günümüze kadar taşıyan “Yemen Türküsü” Gülnihal Cihan’ın obuasıyla hayat buldu.
“Gelevera Deresi Türküsü” (Koyverdun Gittun Beni) Çiçek Cihan’ın eşsiz yorumuyla piyanosuyla ses verdi.1864 yılında Giresun’da doğan Micaoğlu Hüseyin askerlik çağında köyünden birinin ölümüne sebep olunca dağa çıkmış ve ömrünün sonuna kadar zaptiyenin eline geçmeden dağlarda barınmıştır. Eşkıyalık döneminde zalimin karşısında mazlumun yanında olmuş, zenginden alıp fakire vermiş. Derelinin ikisu mevkiinde Kel Seyit tarafından pusuya düşürüp öldükten sonra bölge halkının yaktığı “Mircan Türküsü” Bariton Tuncer Tercan tarafından yorumlama müthişti.
Erkek olan kıza öyle bir aşıktı ki, herkesin dilindeydi ama kimseye söylemezdi, söyleyemezdi… Onlarda evli bir hanıma öyle yaklaşamazsın. Yaklaşırsan namustur vururlar. İçindeki sevda döküldü “Ben Seni Sevdiğimi Dünyalara Bildirdim Türküsü” nü M.Karadeniz BİLGİN ve Tuncer TERCAN müthiş yorumladılar. Anadolu’nun bir köyünde sakin bir akşam karı koca uyumak için yatağa girerler… Kadının gözüne uyku girmez, çünkü o gece özeldir. O gece kocasını terk edecektir… Pencerede beklediği taşın sesini duyar. Koşarak oradan kaçarlar, koşarken ayağını rahatsız eden şey için durma şansı yok. Anadolu’dur burası töredir, cinayettir geride bıraktıkları. Nefeslenmek için durduklarında baktığında ayakkabı içinde bir tomar para !!! Kocası her şeyin farkında biliyor ki terk edecek, ama yıllardır bana emeği geçti. O güzel insan, o onurlu davranışı sergileyen, o terk edilen adam “Uzun İnce Bir Yoldayım Türküsü” nü Tenor Haser TEK seslendirdi.
Anadolu’da âşıklık ve halk ozanlığı toplumun öncüsü olmuş bir gelenek, halka mal olmuş bir kültürdür. Yaşamına halkla birlikte idame ettiren ozan, sazıyla sözüyle halkın sesidir. Yunus Emre, Pir sultan, Karacaoğlan, Köroğlu, Dadaloğlu, Aşık Veysel günümüze kadar toplumumuzun değerlerini bir kuşaktan bir kuşağa aktarmıştır. Ordulu’lu ozanın oğlu devlet opera sanatçısı Tuncer TERCAN sazıyla önce Ruhi Su’yla tanıdığımız “Merhaba” Eskişehir yöresinin “Odam Kireç Tutmuyor” babasına ait Ordu yöresinin hareketli bir türkü, Orta Anadolu yöremizin “Bilmem Şu Feleğin Bende Nesi Var” finalini izleyicilerle birlikte söyledi.
İstanbul Türkülerinden “Yemenimin Oyası Türküsü” nü Mehlika Karadeniz Bilgin’in yorumuyla, Atamızın çok sevdiği Rumeli Türküsü “Bülbülüm Altın Kafeste” yi Haser TEK yorumuyla, Saprano Mehlika Karadeniz BİLGİN’İN o güzel yorumuyla Balkanlarda oldukça söylenen ve sevilen “Devoiko Mari Hubava” dinledikten sonra tüm ekip “Gökte Yıldız Aymisun türküsü” yle final yapıp seyirciyle bütünleşti. Bu güzel müzik ziyafetinin üzücü yanı katılımcıların (seyirci) azlığıydı. Sahne arkasındaki emekçiler (teknik ekip) Sahne Müdür Yardımcısı Ali Yoleri, Işık Tasarım; Durmuş Ercan, Can Tazebaş, Orkestra Teknik; Hasan Hüseyin Özkan ve ses sisteminde Gökhan Şener’e de müzik severler adına teşekkürler. Anthion Enseble ‘yi ilçemize taşıyan emeği geçenlere teşekkürler. Başkalarına, sadece kendi rızaları ile farklı bir dünyayı keşfetme imkanı sağlayan, kavgası kendi ile, insanların, farklılıklarını en iyi anlatma yollarından biri de sanattır. Her ne kadar ülkemde önemsiz görülüp (içine tükürülüp, ucube) diyerek eleştiriliyorsa da…
Sevgi ile kalın.

