Erdoğan ERKAYMAZ

Erdoğan ERKAYMAZ

dogusofsetayancik@hotmail.com

(Birleşik Arap Emirlikleri) Dubai-Muscat-Fujuyrah-Abudabi

22 Mart 2016 - 11:04 - Güncelleme: 29 Mart 2016 - 12:53

Tolstoy öyle güzel söylemiş ki; “Öyle zamanlar olur ki; Nereye gittiğin önemini yitirir. Çünkü asıl önemli olan, yanında kiminle gittiğindir.” İnsanın yaşamında arkadaşı çoktur. Dostu mu? Arkadaş kadar çok değildir. Dostluklar çok önemlidir. Bir elin parmakları kadardır. Güner ÇİNKO’da benim dostumdur. İskandinav ülkeleri gezimizi ayarlamış gitmiştik, siz okurlarımla da paylaşmıştım, çok keyifli bir seyahat olmuştu. Eşim Filiz hanım ve ben çok zevk almıştık.

 

Bu gezimizi de Doktor Güner dostum ayarladı. Yine gemi seyehati ve bu sefer Birleşik Arap Emirlikleri (Arap Yarım Adası) Dubai, Muscat, Fujayra, Abudabi gezisi idi. Grubumuz yine Ayancıklılar Dr. Güner ÇİNKO, Selma ÇİNKO, Cumhur-Hanife YÜKSEL, Sevgi-Ali Dereli, İnci KARAEL, Süheyla HAMZAOĞLU ve eşim Filiz ÇETİNKAYA ERKAYMAZ. Bu gezimiz Süheyla abla ve Ali Ağabeyimiz eklendi çoğaldık.

 

Bir yere varmak, bir yeri terk etmek, yeni yerler görmek, uzaklaşmak, dinlenmek ya da sadece gitmek… Yolculuk, hayatın içinde her zaman insan için çok önemli anlam taşımaktadır. Seyehat etmenin insana katacaklarının yanı sıra insanı heyecanlandırabilecek yeni şeyleri keşfetmenin de duygusunu da en iyi şekilde yaşatır.

 

Gurubumuzla Sabiha Gökçen Havalimanı Dış Hatlar Terminali “Air Arabia Havayolları” kontuarı önünde 25 Şubat akşamı saat 22.30 da buluştuk. Pronto Tour rehberi  Verda AYMETE hanımla tanışma sonrası Check-ın, pasaport ve gümrük kontrolleri sonrası 00.30’te Air Arabia Havayollarının G9284 nolu seferi ile “Sharjah”a hareket ettik.

 

Uçağımıza yerleştik, uçuş öncesi kabin görevlisinin yaptığı uyarılar uçağın Tv ekranından çocuk oyuncularla hazırlanan görüntüler bittiğinde Kuran’dan bir sure okundu bitiminde iki kez “Allahu ekber” tekbir getirdikten sonra uçuşumuz başladı.  Uçakta yer yer boşluklar olduğundan rahatlamak için boş koltukta hatta yere zemine yatanlarda vardı. 06.30 gibi alana indik. Gurup olarak Arabia hava yollarından pekte memnun kalmadık.

 

Sharjah’ havalimanında gümrük işlerimiz bittikten ve valizleri almak için salonda toplandık. Uçuş sonrası el yüz temizliğimiz ve tuvalet ihtiyacımız için WC’lere yaklaştığımızda içeriden abartı olmasın da hızar sesi gibi gelen ses kulakları tırmalıyor,  içeri girdiğimiz de neredeyse her lavobada iki Hintli veya Pakistanlının diş fırçalamaları sesleri imiş … Oldukça ilginçti.

 

Dışarıda yerel rehberimiz “SAİFUR REHMAN AFRİDİ” bizi bekliyordu. Tanıştık. Sevimli, tatlı eksik Türkçesiyle bizleri hoş karşılamış sohbet etmeye çalışıyor… Alanda bekleyen otobüsümüze yerleştik. Sharjoh’tan Dubai’ye hareketimiz de bu günkü (25 Şubat 2016) programımızı açıkladıktan sonra yerel rehber Birleşik Arap Emirlikleri ve Dubai hakkında bizleri bilgilendirmeye başladı. Bu ara Ayancık Grubumuza Rafet UYANIK ve Sevimli kızı gezi sonrası kızımız oldu çok sevdik Ceren UYANIK, tanıdıkça sevdiğimiz Samsun Tekkeköy Noteri Metin ÇAKIR ve sevgili eşi Emine hanımla da tanıştık.

 

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Abu Dabi, Dubai, Acman, Füceyre, Resül-Hayme, Sarika ve Ümmül-Kalveyn adlı yedi emirlikten oluşmaktadır. Başkent Abu Dabidir. Para birimi BAE Dirhemİ’dir. Yüz Ölçümü 83.600 km2 Nüfusu 2013 sayımına göre 9 milyon 346 bindir. Resmi dil Arapça olup genelde İngilizcedir. Ülkede çok yabancı olduğundan (İngilizce, Hintçe, Endonezce) de yaygındır. BAE petrol ürünleri ve doğal gazın yanı sıra aliminyum, inci, hurma ve kurutulmuş balık ihraç edilmektedir. İlkokul çağındakilerin tamamı, Ortaokul çağının %60 öğretimden yararlanmakta olup Üniversite çağı kayıt oranı %9’dur. Okuma yazma bilenlerin oranı da %100’dür. Birleşik Arap Emirliklerin de emirler i. İşlerinde bağımsız,  dış işlerinde Birleşik Arap Emirliklerine bağlıdır. Bu kısa bilgi Verdikten sonra ilk durağımız Dubai’ye giriyoruz.

 

 

Dubai küçük balıkçı ve liman kasabası iken petrol; zenginlik, ihtişam ve lüksün merkezi yapmış Dubai’yi. Emirlikler petrol gelirinin biteceğinin hesabını yaparak, bir ticaret, alışveriş ve turizm merkezi  haline getirmişler Dubai’yi… Dersime çalıştığımdan biliyorum, Dünyanın en büyük otobanlarından seyir halindeyiz… Diğer Arap Emirlikleri de hepsi 6 şeritli bir otobana bağlanıyor birbirleri ile… Şu ana kadar izlenimiz de bu Ülkede Arap yok hep Hindistanlı ve Pakistanlı izlenimi uyandırması. Rehberimizin söylemine göre nüfusun %10’luk kesimi Dubai’li bunlarda lüx içinde yaşıyor ve devlet tarafından ciddi de destek alıyormuş. Bu ülkeye gelene vize ve çalışma izni veriliyor fakat vatandaşlık verme işi yok.

 

Parayla inşa edilmiş bir şehir. Her yerde süs havuzları, fıskiyeler, yüksek yüksek katlı binalar arasından gidiyoruz. Otobanların kenarı ağaçlandırılmış, parklar bahçeler çiçekler içerisinde. İlk durak yerimiz Dubai Moll Dünyanın ikinci büyük alışveriş merkezi 1200 mağazasıyla (8 Mayıs 2009’da açılmış) Tüm dünya markalarının bulunduğu alışveriş merkezinde dev Akvaryum bulunuyor. Mağazalar arasından cafeler bölümüne geçiyoruz. Gurubumuz bir kafede kahvaltı ve dinlemek için yerlerimizi alıyoruz. Arkamızda Burj Khalifa (828 metre yüksekliğinde 160 kat kullanılabilir bir yapı 4 Ocak 2010’da açılmış. Dubai şehir merkezinde yer alan bu yapıt bir çok dünya standartlarında ticari ve eylence mekanlarıyla çevrilidir. Gelişmişliğin en gözde simgelerinden biri olan bu devasa yapıt insanı hayrete düşürecek boyutta…

 

 

Kahvaltımızı aldıktan sonra fonda Burj Khalifa bireysel ve toplu resimler çekilip Souk Al Baharbölümüne doğru ilerliyoruz. Hanımlar tiriko satan işyerlerine daldılar. Ben etrafı gözlemlemeye ve fotoğraflamaya çalışıyorum. İç mekanlar satış yerleri,  binanın dış mekanı havuza bakan dev fıskiyelerin olduğu alanlar cafe ve restoran…  Binanın mimarisi Arap motifleriyle oluşmuş.

 

 

Dubai şehir turumuza devam ediyoruz. Şimdiki durak yerimiz, Burj Al Arap ( ismi Yelken Otel olarakta geçen bu yapıt 1999 yılında açılmış) Dünyanın ilk 7 yıldızlı oteli olmakta ün yapmıştır. Otelin dış yüzeyi hem mevcut ağırlığı azaltmak hem de sıcak havanın sirkülasyonunu sağlamak amacıyla bez kumaştan yapılmış. Otobüsümüzü park yerine çektikten sonra fotoğraf almak için indik. İndiğimiz yer ünlü Jumeriah Plajı’ndayız. Kumsalda gezdik, fotoğraflar çektik ama denize giremedik. Bu mevsimde gitmemiz meşhur Jumeriah Plajı bize kalmış gibiydi…

 

 

Panoramik Dubai gezimize devam ediyoruz. Şehir içi otoyolda seyir eden otomobiller o kadar şık ve markalar ki; sanki açık hava otogalerisi. Yolumuz lüksün ve hayalgücünün sınırlarını zorlayan ünlü palmiye adası üzerinde yer alan ve güney pasifiğin eşsiz deniz manzarası güzelliğiyle kayıp şehirden adına alan Atlantıs The Palm Hotel önündeyiz. 24 Eylül 2008 yılında dünyanın en pahalı açılışını yapmış bu otel 1539 otobüsümüzü park ettikten sonra bireysel ve gurup fotoğraflar alıyoruz.

 

 

Artık gemimize dönmek üzere otobüsümüze geçiyoruz. Gökdelenler arasından, deniz kıyısından geçerek devam ediyoruz. Tünellere girdiğimizde rehberimiz uyarıyor deniz içinden geçiyoruz. Limanımızda Costa Fortuna gemimiz beklemekte. Gümrük işlerimiz yapılıp valizlerimiz verildikten sonra geminin türk görevlisi bir kokteylle bizleri karşılıyor. Gemimiz Costa Fortuna; 3470 yolcu kapasiteli 1068 ekiple çalışmakta. 4 restoran, 4 havuz, 6 jakuzu kumarhane, Tiyatro ve Spa merkezine ulaşım 14 asansörlerle yapılıyor İtalyan merkezli İngiliz Amerikan sermayeli İtalyan Kuruvazördür. 6. Kattaki 6241 nolu kabin artık otelimiz.

 

 

Valizlerimiz kamaralarımıza gelmişti. Yerleştikten sonra akşam yemeğimizi almak üzere Michelangelo  1965 restorana indik. Bundan sonra Ayancık grubumumuzla akşam yemeklerimizi bu restorantta ve aynı masada (10 Kişilik) alacağız. Bu arada; Costa gemisinin restoranlardan sorumlu Hataylı Cemil bey lede tanıştık. Her akşam masamıza uğrayarak gecenin menüsünde yardımcı oldu. Yemek sonrası geminin müzikli barında biraz kaldıktan sonra dinlenmek üzere kamaramıza çekildik.



 

27 ŞUBAT  CUMARTESİ           2. GÜN       

Saat 07.00 kalktık, kahvaltımızı aldıktan sonra 3. Kattaki buluşma yerimizde biraraya geldikten sonra Saat: 08.30 rehberimiz Verda hanımla Dubai gezimize devam etmek üzere yola koyulduk. Gezi minibüsümüz ve yerel rehberimiz Saifur’la buluştuk. Panoramik turumuzda Çerçeveye benzer büyük yapıt gördük rehberimiz Saifur “Discover Dubai Freme (Dubai Çerçeve)” bu yeni bir proje, büyük resim çerçeve 150 metre yüksekliğinde, 93 metre çapında bir yapı, tamamen camdan” olduğunu anlattı.

 

Yolumuz Za’abeel Palace (Zabeel Sarayı)na geliyor. Minibüsümüz park alanına park ettikten sonra fotoğraf çekmek için iniyoruz. Kapısına kadar gidiyoruz 1 tek Jeep var içinde 1 asker. Düşünüyorum Beyaz Saraya(ANKARA) bu kadar yaklaşabilir miyiz, sayamadığımız kadarda güvenlik olurdu… Müthiş peyzaj, tertemiz, çiçek ve ağaçlarla çevrili bir alan fotoğraf çekip ayrılıyoruz.

 

Yeni durağımız DUBAİ MUSEUM 1787 yılında kale olarak inşa edilen yapıt 1995 yılından bu yana müze olarak hizmet sunuyor. Yerel tekne, bambu evler, çanak, çömlek, silah, mezar, eski yaşamı simgeleyen cansız mankenler ile görsellik var. Son bölümde de satış mağazası bulunmakta. Rehberimiz bazı eserler kapalı çarşıdan Türkiye’den olabilir söylemi ilginçti.

 

Turumuza Eski Dubai’ye gitmek üzere yola çıktık. Minibüsümüz park etmek için önde ki taksinin umursamaz tavrı rehberimiz  Verda hanımın tepkisi ile son buldu. Orada görevli trafik memurunun ilgisizliği ve kıyafeti ilginçti. Yakasına taktıklarına bakarsan sanki general… Onunla hatıra fotoğrafı çektirdim. Küçük “Abra” teknesi ile haliçte  yolculuk yaparak “Deira” bölgesine geçtik.

 

İlk durağımız  DEİRA CİTY OF GOLD” altın çarşısını gezerken Arap erkek başlığı Arap Kafiyesi aldım, başıma taktım. Mağazalar takı, altın, mücevher, incilerden geçilmiyor. Öyle abartılı takılar vardı ki kolyeler göbeğe kadar işlenmiş  ne diyelim para bol… Malabar Gold mağazasında altından bayan giysisini fotoğraflamak için yarış ettik. SPİCİ BAZAAR(Baharat Çarşısı) dar sokaklarda baharat satan işyerleri, bizim mısır çarşısı gibi… Önünden geçerek minibüsümüze yöneldik.  12.00 gibi gemimizde olduk.

 

Öğle yemeğimizi aldıktan sonra gemide yapılacak tatbikat için görevlilerin yönlendirdiği güvertede olduk. Sıkıcı da olsa katılıp görev sağladık. Gemimiz 13.00 gibi Dubai limanından ayrılacağından güverteden izlemek için çıktık. Muscat’a doğru yola çıkıyorduk. Gurubumuzla 9. kattaki Napoli bölümünde çay, kahve sohbet ettik. Açık denize çıkıldığından kumarhanelerde açılmıştı. Akşam yemeklerimizi 18.45 te alıyorduk. Yemek sonrası grubumuzla TİYATRO REX  geçtik. Geminin departman müdürlerinin tanıtım sonrası, şarkıcılar Franco Casilli ve Rachel Dore, Costa Fartuna   danscıları ile müzik ziyafeti sundular. Program sonrası dinlenmek üzere kamaralarımıza çekildik.

 

28 ŞUBAT  PAZAR     MUSCAT      

Gemimiz 07.30’da Muscat Limanına demirledi. Bizlerde kahvaltımızı almak üzere 9. Kattaki restorana geçtik. Kahvaltı sonrası kamaramıza geçtiğimizde, odamızı pırıl pırıl tertemiz bulduk. Kabin görevlimiz Endenozyalı Kamang’la tanıştık. Çok sevimli genç bir kardeşimiz. Her zaman olduğu gibi 08.30’da 3. Kattaki buluşma yerimizde rehberimizle olduk. Limanda bizi bekleyen minibüsümüze geçtik. Panoramik Muscat gezimize başladık.  Muscat (UMMAN), Sultan Caboos’un 1970’de tahta geçmesiyle kendi “Könesansünı yaşamış. Petrol ve doğalgaz geliri olmasına rağmen 1970’e kadar imkansızlar için yaşamış. Sultan Caboos’un büyük atılımlarla eğitimden sağlığa, turizmden sanata büyük gelişme değişim sağlamış. Yüz yıllar boyunca Hint yarımadası ve Afrika arasında köprü olmuş bir coğrafyadasınız. Muscat saraylarıyla meşhurdur. Ruwi ise görkemli opera sarayıyla batıya göz kırpan şehrin Avrupa yüzüdür.”

 

İlk durak yerimiz “SULTAN KABUS CAMİSİ 1995’te başlayıp altı yıldan fazla sürmüş. Beş bin metrekareden büyük ana mekan, yerden 90 metre yüksekliğinde olağanüstü bir kubbeyle örtülüyor. Kubbe altın mozaiklerden ve camdan yapılmış. Hem içeride ve hem dışarıda olmak üzere 20 bin kişinin aynı anda ibadet edebildiği cami. Dünyanın en büyük ikinci el dokuma halısına ve avizesine ev sahipliği ampul sayısı binden fazla, 8 metre çapında swarovski kristal avize nefesleri kesiyor. Sultan Kabus Bin Said babasını devirip tahta geçmiş, ardından annesi için bu camiyi yaptırmış” Kurallara uygun şekilde kıyafetlerimizi giydikten sonra içeride ve dışarıda fotoğraflar aldım. Gruptan bazı arkadaşlar kadınlar bölümünde ibadetlerini yaparken, bizler hurma ve mırna ikramların sunulduğu yerde arkadaşlarımızı bekledik. Pırıl pırıl, tertemiz müthiş çevre düzenlemeleri ve ihtişamlı görünümüyle muhteşem bir cami…

 

Yolculuğumuza devam ediyoruz yeni durak yerimiz ROYAY OPERA HOUSE MUSCAT (Kraliyet Opera Binası) Nefes kesen güzellikte bir mimari ve Kraliyet emriyle inşa edilmiş. Çağdaş Umman mimarisini yansıtan, 1100 kişilik kapasiteye sahiptir. Opera binası; lüxs restoranlar, müzikal tiyatro ve opera yapımları için bir sanat merkezidir. Peyzajla bahçeler,  İslam ve İtalyan tarzında mimari tam kültürel bir yapıttır.” Minibüsümüzden indik, opera binasına doğru yürürken Fransız şekerleme ve çikolata satan işyerinde fiyatları gören gurubumuz alış veriş yapmadan Opera binasına geçtik. Görevli Ummanlı hanım gurubumuzu opera binası ünitelerini gezdirerek bilgilendirdi. Müthiş bir yapıt olan bina için söylenecek söz, bundan ötesi yoktur… Fotoğraflar çekildi ayrıldık.

 

Yolumuz AL ALAM (Sultan Kabus Sarayı) olarak bilinen yapı şehrin “Eski Muscat” olarak adlandırılan bölgesi ve deniz kıyısında…. Osmanlı mimarisi izlerini görürsünüz. Yalnız mimarisi değil, bir tablo güzelliğindeki bahçesinde fotoğraflar çekiyorum. Sarayın kapısına kadar giderek fotoğraflıyorum. İçini gezemiyorsunuz. Sarayın iki tarafında iki adet kale bulunuyor Al Jalali ve Al Mirani etrafta ne asker, ne koruma var. Altın ve Turkuaz rengin hakim olduğu ana giriş oldukça etkileyicidir.

 

Saraydan yürüme mesafesindeki BAİT AL BOGH  müzesine geçiyoruz. Müze Ummanın mirası, Kültür iç görüler ve toplulukları sağlayan eserlere ev sahipliği yapıyor. Umman’ın girift işlenmiş gümüş yüzük, bilezik, kınlı khangar hançerleri sergileniyor. Müzedeki tarihi fotoğraflar Umman insanlarının tören ve etkinliklerini içeriyor. Süslü uzun namlulu silahlar, Portekiz kökenli kılıçların olduğu koleksiyonda mevcut. Kapıda ve çıkışta orijinal boyutta maket keçiler dikkatli çekiyor. Bahçesinde geleneksel taş evlerin minyatür örneklerini görürsünüz. Yine minyatür yerleşim köyü ve “Falaj” (Eski sulama sistemi) izleyicilere sunulmakta. Hemen yanında umman objelerinin satış yeri, cafe ve kütüphane dinlenmek için…

 

Minibüsümüze gemimize dönmek üzere bindik. Sahil bandından geçerken Kale kapısı (Muscat Gate) sanırım Ankara Büyükşehir Belediye başkanı bunları görmüş olacak. Yolumuza devam ediyoruz yüksek tepe de dev “Buhurdan Yapısı” (tütsü için kullanılan kap) selamlıyor. Gemimize döndük. Muscat; simbat masalının Ummandan çıktığını ve sahiplendiklerini söylüyor rehberimiz Verda hanım… Tabi ekliyor bilinen Simbat’ın Irak masal kahramanı olduğu… Gemimize girişimiz gemi kartımız ve sabah çıkarken verdikleri shore Pass (Günlük ziyaret) kartı teslim ediyoruz.

 

Akşam yemeğimizi gurubumuzla birlikte MİCHELANGELO 1965 restoranda alıyoruz. Herkes gayet şık birazda gurubumuz fark ediliyor… 21.30’da tiyatro Rex de 23.00’de 9. Kat Nopoli’de animasyon ekibinin “Costa Fortuna’nın beyaz gecesini izleyip kamaramıza geçiyoruz.

Devamı Haftaya

Bu yazı 3970 defa okunmuştur.