Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyetimizin ve devrimlerin özü; bağımsızlığını yitirmiş, bilimde, sanatta, teknikte, ekonomide, yaşamın hiç bir alanında başarı gösterememiş koskoca Osmanlı İmparatorluğu (Okuma-yazma oranı erkeklerde %10,kadınlarda %4)yıkılmış viran olmuş bir ülkeden, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmış, ”Halkı mutluluk içinde çağdaş bir ulus yaratmıştır.”
Unutulmamalıdır ki; Medreseler, tekkeler, zaviyeler elinde insanlar körelmiş,13 milyon olan nüfusumuzun yaklaşık yarısı sıtma, verem gibi salgın hastalıklar pençesine düşmüş, genç nüfusumuzun büyük bölümü savaş meydanlarında ölmüş, nüfusumuz çocuklardan kadınlardan oluşuyordu.400 yıl hilafetle yönetilmiş, geri kalmış yoksulluğun yazgı gibi kabul edildiği bir toplumda demokrasi, her anlamda gelişmiş toplumların yönetim biçimidir. Toplum ümmetten millete geçmemişse o ülkede demokrasiden söz edilemez. Demokraside; fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür insanlar ister.
Büyük Atatürk hurafeler elinde tutsak olmuş bir ümmet toplumundan; medeni, çağdaş bir ulus yaratmak istiyordu. Kendi kararlarını kendilerinin verdiği, özgür bireylerden oluşan bir toplum, çağdaş laik bir eğitimden geçer. Şeyhler, dervişler ülkesinde çağdaşlıktan söz edilemez. Büyük kurtarıcı onun içindir ki; Cumhuriyetimizin ilanından dört ay sonra Tevhid-i Tedrisat(öğretimin birleştirilmesi yasasını)çıkarmıştır.
29 Ekim 1923’de kurulan, ne yeni, nede ikinci Cumhuriyet değil, Genç Cumhuriyet “Türkiye Cumhuriyeti” saltanatı, halifeliği kaldırmış, Anayasa kabul edildi, devlete bağlı olmayan eğitim kurumları kapatıldı, Medeni Kanun kabul edildi, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi, Ticaret Kanunu kabul edildi, Uluslar arası saat-takvim ve ölçü aletleri kabul edildi, Türk dil-tarih kurumu kuruldu, Soyadı Kanunu kabul edildi. Tam 11 yılda üstelik emrederek değil hatta baskı kurarak değil insanlarımızı inandırarak, benimseterek ve severek…
Türkiye Cumhuriyeti, değerleri ve kazanımları kurulduğu günden bu yana değer ve kazanımlardan rahatsız olan kesimler tarafından sürekli olarak saldırıya uğramış ve uğramaya da devam etmektedir. Kamu alanına, ulusal bayramlara, eğitim öğretime yapılan uygulamalar “ileri demokrasi” devam etse de… Bu ülke yaşayanları bu saldırılara karşı tek yürek olarak kenetlenme günüdür.
Cumhuriyet, büyük kurtarıcının önderliğinde bir ölüm kalım savaşı sonrası kazanılmış, bu başarının arkadasın da binlerce şehidin ve gazinin harcı vardır. Bu bakımdan doğabilecek her türlü tehlikeden korunması, Cumhuriyet kuşaklarının, Büyük kurtarıcı ve onun devrim arkadaşlarına borçlu olduğu kaçınılmaz bir görevdir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyeti korumak, kollamak ve yaşatmak her yurttaşın görevidir.
Sevgi İle Kalın

