Eğitim, toplumunun yapısını değiştiren ve topluma daha iyi yaşama seviyesi sağlayan dinamik bir sosyal kuvvet olarak kabul edilmiştir. Bir ülkenin refah ve mutluluğu; o ülke insanının nitelikli ve sürekli bir eğitim olmaları ve bununla kazandıkları bilgi beceri ile ekonomik büyümeye yapabilecekleri katkıya bağlıdır. Bunun için sosyal – ekonomik gelişmenin en önemli itici gücü ve verimlilik artışın en önemli unsuru, toplumun eğitim düzeyidir.
Eğitim bilgi demektir. Bilgi sahibi olanlar cahillikten uzaklaşarak doğruları öğrenenlerdir. Doğru ve güzel olanı gerçekleştiren, davranışlarına bu bilginin ışığında yön veren bireyler hem bilimsel hem de sosyal alanda ülkelerine pek çok olumlu kazandıracaklardır. Eğitimin olmadığı yerde pek çok yanlış bir arada bunacak ve bu yanlışlar toplumları her zaman geriye götürecektir. Gelecekte söz sahibi olmak isteyen toplumlar da yatırımlar eğitime yapılmaktadır. Bilgi, her zaman güzelliklerle iç içedir. Bilgininde eğitimle sağlandığı unutulmamalıdır.
İnsanoğlu yeryüzüne ilk ayak astığı andan itibaren araştırmak, öğrenmek istemiştir. Bu onu insan yapan en temel özelliklerinden biridir. Günümüzde eğitim artık yaşam boyu devam eden ve sürekli ilerleyen ucu açık bir süreçtir. Modern dünyanın en önemli parametrelerinden biri olmuştur Eğitim. Bu önemin farkında olan toplumlar çocukları için eğitimi zorunlu tutmaktadır. Eğitim eskiden yaşama hazırlık süreci, meslek edinme süreci olarak algılanmaktaydı. Şimdi ise eğitimin işlevi bundan çok daha ötesidir. Günümüzde eğitim artık yaşam boyu devam eden ve sürekli ilerleyen ucu açık bir süreçtir.
Eğitim ülkelerin yatırım yapmak zorunda oldukları bir alandır. Eğitime ayrılan kaynak ise harcama değil, ülkeler için oldukça gerekli hatta karlı yatırımdır. Gelişmiş ülke yönetenleri; insan kaynaklarının geliştirilmesine aracı olan eğitimi sürekli gündemlerinin önde gelen maddeleri arasında tutuyorlar. İngiltere'yi yönetenler; "Bizim sahip olduğumuz en iyi ekonomik politika eğitimidir. Bölgesel kalkınma stratejileri, yeni açılmakta olan işler ve yarının ekonomisi için ihtiyaç duyduğumuz becerileri sağlamakta önemli bir rol oynayacaklarıdır" diyor.
Eğitim sistemlerinin, ekonomik, siyasi, dini ve kültürel kurumlara göre şekillendiği düşünüldüğünde, modern eğitim sistemlerinin günümüzdeki hali ortadadır. Eğitim sistemlerini çağın sosyo-ekonomik gelişme ve ihtiyaçlarına göre reform yaparak yenileyebilen ülkeler dünyaya hükmetmeye devam etmekte, diğerleri ise piyon olarak devam etmektedirler.
2018-2019 öğretim yılı itibarıyla Açık Öğretim ortaokulu, Açık öğretim lisesi, mesleki Açık öğretim lisesi, Açık öğretim İmam Hatip Lisesinde ‘de yaklaşık 2 milyon 750 bin kayıtlı öğrenci bulunuyor.2003-2004 öğretim yılında açık öğretim lisesi bünyesinde sadece 267 bin 235 öğrenci bulunurken 2017-2018 öğretim yılında bu rakam 6 kata yakın artışla 1 milyon 554 bin 938 kişiye çıktı. Örgün eğitimden kaçışın birçok nedeni bulunmakta. (Çalışmak zorunda kalma, zorla evlendirme, kayıt parası, katkı parası, forma vb. ödeyememe, zorla kayıt olduğu okulu istememe gibi) Kısaca iktidarın kamusal eğitimin ortadan kaldırılması ve gerici politikalar sonucu öğrencilerin örgün eğitim dışına çıkışı artarak devam etmektedir.
Resmi verilere göre 117 bine ulaşan ama gerçekte 400 bin öğretmen açığına karşın yalnızca 20 bin öğretmen alınması, başvuru için şart koşulan KPSS taban puanının 50 olarak belirlenmesi, atamalarda mülakatın birinci ölçüt almasının önünü açtı. AKP iktidarı döneminde yapılan hemen her öğretmen atamasında olduğu gibi bu atamada da Din Kültürü Ve Ahlak bilgisi en çok kontenjan ayrılan branşlardan biri olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) açıkladığı listeye göre Din Kültürü Ahlak Bilgisi Kontenjan sıralamasın da ilk üçtedir. Bakanlığın ‘Memleket Meselesi’ dediği meslek liselerindeki branşlara ayrılan kontenjan bu yılda beklentilerin çok altındadır.
Her yıl yüzbinlerce öğrenci, örgün eğitim dışına çıkıyor. Devamsızlık büyük bir sorun 10 öğrenciden 3’ü okula devam etmiyor, bu rakam İmam Hatiplerde 4 e çıkıyor. Okul türleri arasında yapılan ayrımcılık da örgün eğitimden uzaklaşmanın önünü açmıştır.
Sonuç olarak ülkemizde eğitim ve öğretim sistemini çağdaş seviyeye yükselterek çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırmalıdır. Büyük kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere gösterdiği "Muasır medeniyet seviyesine ulaşma" hedefimize "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir" ilkesiyle varabiliriz.
Erdoğan ERKAYMAZ

