Üsküdar Sultantepe mahallesinin deki “Hüseyin Avni Paşa Köşkü”nün yanması bu yangında mı “şaibeli” denilmişti. Çünkü bu yanan tarihi koru ve Cengiz inşaatın sahibinin olması 17 Aralık Operasyonunda da adının sıkça gündeme gelmesi kafaları karıştırdı. Gerçi “koruda geçici dahi olsa hiçbir inşaat yapılamaz” ve yine “ Bitki örtüsünün korunması esastır” ve “İstanbul 3 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kutlamalarının 8 Ocak 2002 tarihli kararı ile de koruda bulunan köşkün koruma gurubunun 1. Gurup olarak yıkılmadan korunması gerekli yapı-belirlenmesine de karar verilmiş”tir.
Habertürk internet sayfasında “önce yanıyor sonra otel oluyor!” başlıklı yazıda “ uzmanlar, 20 yılda 75 tarihi eser niteliğindeki yapının yandığını ortaya koydu. Boğaz’ın tarihi yapılarının bazılarının çıkan yangınlar sonrasında otele dönüştürülmesi kafalarda soru işareti bırakıyor.”
Bir kenti kent yapan, marka yapan tarihten getirdiği köşkler, konaklar, yalılardır. Bu binaları çürümeye, yanmaya terkederek neyi ispat etmeye çalışıyoruz? Kanunla, yasayla bunlara zarar verildiğinde yerine sadece aynı orjinaline uygun proje yapılır yaptırımı… Bak hiç zarar veriliyor mu görün…
Neden bir çok değerli kültürel yapımıza reva gördüğümüz gibi bu tarihi köşk ve yalılarımızı da kaderlerine terk edip ve yahut açgözlülük içinde hoyratça yok etmeye çalışıyoruz. Tarihi eserleri Koruma ve Kültürel mirasa sahip çıkma konusunda berbat ve kötü sicilimize son vermiyoruz. Ülkemizde; ortak tarihi ve kültürel miras açısından insanlığın bize emanet ettiği pek çok güzelliğe ev sahipliği yapmaktayız.
Unesco; bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal varlıkları dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak için 16 Kasım 1972 “ sözleşme” kabul etmiş. Bizde 1982 yılı 2658 sayı kanunla katılmamız uygun bulunmuş. Neden bu yangınlar yok edilişler?
Toplum yaşamında; insanların günlük çevrelerinin bir parçası olan, onları oluşturan geçmişin yaşayan varlığını temsil eden, böylece fiziki değerlerinin yanı sıra ayrıca bir değer ve insancıl boyut kazanan kültür varlıklarımızın muhafazası çağımızın benzerleşme ve kişiliksizleşme tehlikeleri karşısında hayati önem taşımaktadır. Ülkemiz ve dünyada kültür varlıları korumalarına önem vermektedirler.
Yakılan, yıkılan yok edilen kültür ve tarih varlıkları lüks otellere, alışveriş merkezlerine dönüştürülürken, son dönemde; 200’ü aşan, yanan, yıkılan eserler olmuştur. Tarihi eser yangınlardan en büyük darbeyi İstanbul’un aldığı ve bu kentte 26 yangının meydana geldiği söylenip yazılıp, çizilmiştir.
Bazı yalılar ve köşkler zamana yenik düşmüş, onları sadece resimlerden biliyoruz. Kimileri de sapasağlam karşımızda… Umuyorum ki; gelecek nesillerde bunları gravürlerden, minyatürlerden, resimlerden, fotoğraflardan öğrenmek durumunda kalmazlar.

