En büyük nükleer felaket yaşamış ülkelerden biri olan Japonya’ya da biz nükleer santral siparişi veriyoruz.
Japon haber ajansı xinhua’da yer alan habere göre mayıs ayının başları gibi anlaşmanın yürürlüğe gireceği ve bu anlaşma altında Japonya; Türkiye ( Sinop nükleer santrali ) ve Birleşik Arap emirliğine nükleer enerji ile bağlantılı teknoloji ihracatı yapılabilecek. Bu konuda Türk ve Japon başbakanları 22 milyar dolarlık bir yatırım anlaşmasına varıldığı duyurulmuştu… Bu haberin üzerine Sinop nükleer karşıtı platformu bu ay içinde önümüzdeki günlerde Türkiye genelini içeren bir protesto gösterisi yapacağı yazılıp çizilmekte.
Almanya ve Japonya gibi nükleer santrallerle enerji elde etme konusunda önde yer alan ülkelerin; Fukuşima felaketinden sonra nükleer santrallerin ne kadar tehlikeli olduğunun ortaya çıkmasıyla bu enerji oluşumunu çöpe atıp enerji yatırımlarını “Yenilenebilir enerji kaynakları”na (güneş, rüzgar, jeotermal, dalga…) yönelmeleri! Bizim ise bu “çöp” tabir edilen teknoloji sevdamız anlaşılabilir değil.
Yine okuduğumuz kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla 54 nükleer santrali olan Japonya Fukuşima olayından sonra 52’sini kapatmış ve 2030’a kadar kurmayı planladıkları yeni nükleer santralleri de tamamen durdurup kurmama kararı almış. Biz ne yapıyoruz? 29 Ekim 2013’te Başbakan ve Japonya Başbakanı ortak basın açıklaması yaparak Sinop’ta yapılacak nükleer santral anlaşmasını imzalıyoruz. En büyük nükleer felaket yaşamış ülkelerden biri olan Japonya’ya da biz nükleer santral siparişi veriyoruz.
Hali hazırdaki elektrik enerjisi dağıtım hatlarının kalitesizliği ve kaçak elektrik kullanım nedeniyle santrallerden üretilen enerji kayıtları yapılan 2 hatta planlanan 3. nükleer santralden daha fazla enerji kaybıdır. Bu kayıpların telafisiyle ciddi enerji tasarrufu elde edilebilir.
AKP iktidara geldiğinde "Avrupa’nın enerji arz güvenliğinin güvencesi olacağız" sözleriyle yola çıkmıştı. Yaşadığımız bölge Sinop’ta bir nükleer ve dört termik santrali planlayarak bölgemizi enerji çöplüğüne dönüştürmeye çalışıyorlar. Bizler bölgemizde kirli enerji istememeliyiz. Sağlıklı bir çevrede yaşam hakkımızı gasp ettirmemeliyiz.
Sinop’ta planlanan nükleer santralin tarihçesinden bahsetmek istiyorum; TEK Sinop İnceburun Bölgesini 1980 yılı başlarında nükleer santral yeri olarak seçmiş, ön araştırmalar yapılmış fakat, deprem açısından ortaya çıkan sorunlar nedeniyle araştırmalar durdurulmuş.
2 Kasım 1983 tarihinde Enerji ve Tabi Kaynaklar bakanlığınca GE (General Electric ABD) firmasına Sinop’ta 1185 MWe gücünde nükleer santral kurmak için iyi niyet mektubu verirmiş.GE uzmanlarının Sinop’taki yaptıkları incelemeler ve kuruluş yeri ile ilgili araştırmaları yürüten ODTÜ, MTA ve EİE uzmanlarıyla UAEA kanalıyla ülkemize davet edilen uzmanların kararı “Deprem yönünden denizdeki fayların ne ölçüde aktif oldukları ayrıntılı olarak araştırılmadan kesin karara bağlanamayacağı anlaşılmıştır” görüşü sonrası GE firması ihaleden çekilmiştir.
2006 nisan ayında Türkiye’nin ilk nükleer santrali sahası olarak Sinop seçildiği açıklanmıştır. TAEK, Sinop sahası için eylül 2009 tarihine kadar kendi kendine yer lisansı verip, Sinop sahası için ihaleye çıkacağını ve daha sonrada Sinop’ta nükleer yakıt zenginleştirme merkezi kurulacağını açıklamıştır.10 Kasım 2009 tarihinde danıştay nükleer santrallerle ilgili yasanın “Yer tahsisi ve birim satış fiyatı” konu başlıklı iki maddenin yürütmesini durdurmuştur.
Son yıllarda; hızlı ve kısa yoldan nükleer enerjiye sahip olma isteği ortaya çıkmıştır.Uzmanlar nükleer teknolojisinin kestirme yoldan başarılı olma şansının olmadığını ve bu tip çalışmalar pahalı ve çok riskli olduğu görüşünde birleşmektedirler. Böyle bir çalışmanın bilimsel ve titizlikle sağlıklı olması gereklidir.
İktidar, Sinop ve Mersindeki nükleer santralleri “Milletler arası anlaşma” yoluyla yerli hukuka takılmadan çözme yolunu deniyor.Yazılı görsel medyada Rusya’da yapılan anlaşma TBMM’ye sunulup usulüne uygun yürürlüğe konularak anayasanın 90. maddesinin kapsamında yerli hukukun üstüne çıkmış olacak.Böylece iktidar nükleer santraller hayalini gerçekleştirmeye çalışacaklardır.Yine ulusal basında öğrendiğimize göre Mersin Ruslara, Sinop nükleer santralinde Amerikalıların talip olduğunu okuyoruz.
Ülkemizde “Doğanın kendi evrimi içinde yenilenebilir enerji (Su, güneş, rüzgar, jeotermal, biokütle, biogaz) varken neden NÜKLEER SANTRAL.
Sevgi ile Kalın…

