Erdoğan ERKAYMAZ

Erdoğan ERKAYMAZ

dogusofsetayancik@hotmail.com

NÜKLEER MASALLAR VE GERÇEKLER

14 Nisan 2015 - 16:31 - Güncelleme: 15 Nisan 2015 - 16:59

Dünyada elektrik üretimi için ilk nükleer santral 1954 yılında yapılmıştır. 1973-1974 yıllarında yaşanan petrol krizi, nükleer lobiler için bir fırsat yaratmış ve “sayaçsız evler” masalı ile nükleer santral üreticileri, dünyanın dört bir yanında nükleer santralleri inşaya girişmişlerdir. Bugüne kadar gelişmiş ülkeler, geçmişte kurtarıcı olarak görülen nükleer enerji santrallerinden bugün kurtulmanın yollarını aramaktadırlar. Gelişmiş ülkeler nükleer santrallerini bir bir kapatırken; demokrasisi sorunlu, sağ liberal politikacıların kıskacında olan bizim gibi ülkelere, nükleer lobiler eliyle nükleer santraller dayatılmaktadır.

 

Ülkemizde nükleer santral kurma çabaları masum değildir. Dağıtılan rüşvetler o dönemin gazetelerine bile yansımış ve nükleer santral kurulmasından vazgeçilince verilen rüşvetler geri istenmiştir. İhaleye katılan White Westinghouse firmasının Kuzey Amerika’da bulunan santralin hurda ekipmanlarını satmaya çalıştığı ortaya çıkmıştır. Bu yolla devletin 5 milyar doların üzerinde bir kayba uğradığı, söz konusu ülkenin de artık probleminin bedava çözüleceği bir durumla karşı karşıya kalacaktır.

 

Japonya’daki fukuşima nükleer santral kazasının hemen ardından Almanya ve İsviçre, 1980 öncesi yapılan nükleer santrallerini durdurduğunu açıkladı. Fransa’da halk sokağa döküldü. Çin hükümeti yeni santrallerin onayını durdurdu. Japonya’daki radyasyon sızıntısından çok önce Almanya ve İsveç’te yeni nükleer santral kurulması kesin olarak yasaklanmıştır. Avusturya hükümeti, yapımı 1979 yılında biten tek nükleer santralini halk oylaması sonucunda açmama kararı aldı. İtalya 1986 Çernobil kazasının ardından tüm nükleer reaktörlerini kapattı ve yenisini yapmadı. Belçika, 2002 yılında nükleer santrallerini kapatma kararı aldı. Buna daha birçok örnek ekleyebiliriz.

 

Japonya’da gerçekleşen fukuşima nükleer santral kazası sonrası kamuoyunda gelen tepkiler üzerine, “onlar eski teknoloji, biz 3.nesil santral kuracağız” diyen Akp hükümeti dünyada henüz çalışan 3.nesildir nükleer santral olmadığı gerçeğini bizlerden saklamaktadır. 3.nesil santrallerle ilgili olarak ise; Filandiya’da kurulmak istenen santralde ise; oluşan güvenlik riskleri nedeniyle inşaatın 3 yıl daha uzayacağı ve maliyetin en az 3milyar dolar daha artacağı belirtilmektedir. Hiçbir yerde test edilmemiş bir teknoloji Mersin Akkuyu’da gündeme getirilmekte, Avrupa’da lisans almamış bu rus teknolojisi yeni ve güvenilir olarak lanse edilmektedir. Türkiye; nükleer şirketlerin teknolojilerini test ettikleri deney sahası değildir.

 

Akp, 12 yıllık iktidarı boyunca Türkiye’yi elektrik enerjilerini dünya ölçeğinde vatandaşına ve sanayisine en pahalı sunan ülke konumuna gelmiştir. Bunun temel nedeni, enerjide serbestleşme ve kuralsızlaştırma politikalarıdır. Halkın vergileri ile yapılan enerji santrallerinin “babalar gibi” satmaktadır. Bizleri sermayenin kar hırsına mahkum eden bu zihniyet, Rusya ile anlaşarak kilowatt saatini 12.5 centten alacağı pahalı elektriği (diğer kaynaklardan elektrik üretim bedelleri 4-6 cent arasında iken) faturalarımıza “otomatik zam” olarak yansıyacaktır.

 

Akp hükümeti bunları bilmiyor mu? Oysa biz yaşadıklarından ders alan bu ülkelerin, nükleer çılgınlığa “dur” demek zorunda kaldıklarını biliyoruz. 25 nisan 2015 cumartesi günü Sinop’ta saat 10.00-18.00 arası “nükleer santrale hayır,” “dün Çernobil bugün fukuşima artık yeter”, “ geleceğimizi nükleer lobilere teslim etmeyeceğiz” mitingine en coşkulu şekilde katılmalıyız düşüncesiyle…

Sevgi ile kalın..

Bu yazı NKP nükleer karşı platform alıntısıdır.

Bu yazı 4180 defa okunmuştur.